fetö etkin pişmanlık istinaf kararları
Yazımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma zamanına ilişkin açıklamalara yer verilecek, ardından konu bazı suçlar özelinde değerlendirilecektir. Etkin pişmanlık kurumu, Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerinde düzenlenmemiştir.
A Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uzlaşma Kurumu İle Olan İlişkisi Etkin pişmanlık, failin suçu işlemesinden sonra doğmuş ve doğacak muhtemel zararı gidermesini gerektirir. Uzlaşmada ise şüpheli/sanık suçun işlenmesinden sonra doğmuş olan zararı tamamen ya da kısmen ortadan kaldırır.
FETÖden gözaltına alınan 4 kişi etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandı. Şahıslar mahkemece yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı. AFYONKARAHİSAR - Fetullahçı Terör Örgütü 'nün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanmasına yönelik polis tarafından gözaltına alınan 4 şahıs
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Gaziantep bölge avukatlar sorumlusu olduğu gerekçesiyle yargılandığı davada, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak örgütle ilgili itiraflarda bulunan ve bu nedenle silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” suçundan aldığı 12 yıl hapis cezası 7,5 yıla indirilen Kamil Bakum’a verilen hapis cezası, istinaf tarafından
Fetö Davasında Etkin Pişmanlık Doğrultusunda Verilen Kararın Temyizi YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİNE Gönderilmek üzere İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. CEZA DAİRESİNE ESAS NO : 2017/ KARAR NO : 2018/ SANIK : MÜDAFİİ : Avukat Saim İNCEKAŞ- Turhan Cemal Beriker Bulvarı, Ziya Algan İş Merkezi No:9 K:5 D:41, 01010 Seyhan/ADANA
Aucune Rencontre N Arrive Par Hasard Livre. 8 Kasım 2018 DİLEKÇELER 268 Görüntüleme Fetö Davasında Etkin Pişmanlık Doğrultusunda Verilen Kararın Temyizi YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİNE Gönderilmek üzere İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. CEZA DAİRESİNE ESAS NO 2017/ KARAR NO 2018/ SANIK MÜDAFİİ Avukat Saim İNCEKAŞ- Turhan Cemal Beriker Bulvarı, Ziya Algan İş Merkezi No9 K5 D41, 01010 Seyhan/ADANA KONU İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin tarihinde 2018/ Esas No’lu dosya kapsamında vermiş olduğu 3 yıl 5 ay 7 gün hapis cezasına karşı temyiz başvurumuzdan ibarettir. AÇIKLAMALAR İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 2018/ Esas No’lu dosya kapsamında tarihinde müvekkilim aleyhine vermiş olduğu hapis cezası usul ve yasaya aykırı olduğundan işbu kararı temyiz etme zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki; Müvekkilim ilk derece yargılamasında ve istinaf yargılamasının başlangıcında yargılama makamları tarafından etkin pişmanlık hükümlerinin önemi ve hukuki olarak ne anlam ifade ettiği hususlarında tam anlamıyla bilinçlendirilmediği için müvekkilim bu sebeple etkin pişmanlık hükümlerinden ilk derece aşamasında yararlanamamıştır. Müvekkilin vekaletinin alınmasıyla etkin pişmanlık müessesenin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı tarafımızca kendisine anlatılmış, müvekkil de konu hakkında bilgilendikten sonra samimi olarak tüm bildiklerini dilekçe ile istinaf mahkemesine göndermiş ve mahkemenin talimatıyla kolluk birimlerinde 80’e yakın teşhis yaparak örgütün ve örgüt mensuplarının çözülmesine katkı sağlayarak Türk adaletine sığınmıştır. İstinaf yargılaması sonunda, müvekkilin samimi dilekçesi ve beyanları için etkin pişmanlık kapsamında 1/2 oranında indirim yapılmasına rağmen temel ceza belirlenirken asgari ceza haddinden uzaklaşılması sebebiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından takdir edilen 3 yıl 5 ay 7 günlük hapis cezası, hüküm kesinleştiği takdirde müvekkilin tekrardan cezaevine girmesi sonucunu ortaya çıkarmıştır. Müvekkilim, samimi duygularla sırf Allah rızası için cemaat olarak bildiği bu terör örgütünün okullarında çalışmış ve eğittiği tüm öğrencilere elinden geldiği katkıyı sağlamaya çalışmıştır. Müvekkil de bu örgütün mağdurudur. Suç işleme kastı hiç bir zaman olmamıştır. Çeşitlilik arz eden suç kastı ile ilgili istinaf mahkemesinin gerekçesinin yerinde olmadığı dosya kapsamından anlaşılacaktır. Ayrıca samimi olarak tüm bildiklerini anlatan müvekkile 2/3 oranında indirim yapılması gerekirken müvekkilin tekrar cezaevine gidecek şekilde hüküm kurulması hakkaniyete ve ceza hukuku ilkelerine uygun düşmemiştir. Tüm bu anlatılanlar ışığında; müvekkilin suç kastının bulunmaması, örgüt ile ilgili samimi beyanları, örgütün çözülmesine sağladığı katkı ve etkin pişmanlık kapsamında verdiği isimler ve yaptığı teşhisler dikkate alındığında, müvekkilin öncelikle beraatine veya hakkında lehine olacak başkaca bir hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı bu şekilde hüküm kurulması sebebiyle sayın başkanlığınız tarafından ilgili kararın bozulmasını talep ediyoruz. NETİCE VE TALEP Yukarıda arz ve izah olunan ve re’sen nazara alınacak nedenlerle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin vermiş olduğu 3 Yıl 1 Ay 7 Gün hapis cezası usul ve yasaya aykırı olduğundan, verilen kararın müvekkil lehine bozulmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz. Sanık Müdafii Av. Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi
Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Nedir? CMK 223/3-4 Ceza verilmesine yer olmadığı kararı; görülmekte olan bir ceza davasında mahkemenin duruşmayı bitirerek uyuşmazlığın esasını çözmek üzere verdiği bir hüküm çeşididir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı, 5271 sayılı CMK’nın 223/3-4 maddesinde düzenlenmiştir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararı beraat kararı mahiyetinde değildir, fiil suç teşkil etmesine rağmen faile belli nedenlerle ceza verilmemesi sonucunu doğruran nihai bir karardır. İki ana nedenle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi mümkündür Failin kusuru bulunmaması sebebiyle, Kanunda düzenlenen cezasızlık halleri sebebiyle. Ceza mahkemesi, hüküm kurarken cezasızlık halleri ile failin kusurunun bulunmaması nedenlerinden hangisine dayanarak ceza verilmesine yer olmadığı kararı verdiğini açıklamalıdır CMK Mahkeme hükmünün gerekçesindeki neden, adli sicil kaydının tutulmasında veri olarak kullanılmaktadır. Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez CMK Kusur Bulunmaması Nedeniyle Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Aşağıdaki hallerde fiil suç teşkil etmesine rağmen failin kusurunun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir CMK Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, hallerinde, failin kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. 1. Yaş Küçüklüğü Yaş küçüklüğü, kusur yeteneğini azaltan veya ortadan kaldıran ve bu açıdan çocuğun cezai ehliyetinin sınırlarını belirleyen bir nedendir. 12 yaşında küçük çocukların cezai ehliyeti ve sorumluluğu yoktur. Bu çocuklar hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; yani ceza davası açılamaz, ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir TCK Yargılama sırasında çocuğun yaşının küçük olduğu yaş tespitiyle anlaşıldığında hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir. 12-15 yaş grubundaki çocukların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin; yani isnat yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur TCK Bu durumdaki çocukların cezai sorumluluğu olmadığından, haklarında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK 15-18 yaş grubundaki çocukların gerçekleştirdikleri davranışların hukukî anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğine sahip olmakla birlikte; bu kişilerin, davranışlarını yönlendirme yetenekleri yeterince gelişmemiş olduğu kabul edilmektedir. Bu yaştaki çocuklara sadece ceza indirimi uygulanmaktadır. 2. Akıl Hastalığı Akıl hastalığı veya zayıflığı, kusur yeteneğini ortadan kaldıran veya zayıflatan sebeplerdendir. Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur TCK Bu nedenle bu kişiler hakkında cezaverilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK İşlediği fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında sadece ceza indirimi uygulanır TCK 3. Sağırlık ve Dilsizlik Hali 15 yaşını tamamlamamış sağır ve dilsiz çocukların cezai ehliyeti yoktur. Bu çocuklar hakkında ceza soruşturması yapılamaz. Ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. 15-18 yaş grubundaki sağır ve dilsiz çocukların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur TCK Bu durumdaki sağır ve dilsiz çocuklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK 223/3-a. 18-21 yaş aralığında sağır ve dilsizler hakkında sadece ceza indirimi uygulanır. 4. Geçici Nedenler Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez CMK Bu durumdaki kişiler hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir. İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında bu hükümler uygulanmaz TCK 5. Hukuka Aykırı Fakat Bağlayıcı Emrin Yerine Getirilmesi Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz. Bu halde fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir CMK Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur TCK 6. Zorunluluk Hali Zorunluluk hali, kendisinin veya başkasının bir hakkına yönelik ağır ve muhakkak bir tehlikeye karşı başka suretle korunma olanağı bulunmaması şartıyla tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu altında işlenen fiilleri ifade eder TCK Zorunluluk hali altında suç işleyen kişi hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir CMK 7. Cebir veya Tehdit Etkisiyle Suç İşlenmesi Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır. 8. Meşru Savunmada Sınırın Heyecan, Korku ve Telaş Nedeniyle Aşılması Meşru savunma, kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıya karşı o anki durum ve imkanlarla saldırı ile orantılı bir şekilde saldırıyı engellemek için işlenen fiildir. Ceza hukukunda meşru savunma, bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir TCK Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez TCK Bu halde fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK 9. Kusurluluğu Kaldıran Hataya Düşülmesi Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenler; hukuka uygunluk sebepleri ve kusurluluğu etkileyen hallerdir. İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz TCK Bu halde fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı hükmü verilir CMK Cezasızlık Halleri Sebebiyle Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen, cezasızlık halleri nedenleriyle faile ceza verilmeyebilir. Cezasızlık nedenleri; suçun işlenmesinden sonra ortaya çıkan cezayı kaldıran şahsi sebepler olabileceği gibi Örneğin, etkin pişmanlık suçun işlenmesi sırasında objektif olarak mevcut olan şahsi cezasızlık sebepleri de Örneğin, fail ile mağdur arasında akrabalık ilişkisi olabilir. Cezasızlık halleri sebebiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı aşağıdaki hallerde verilir CMK Etkin pişmanlık, Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, Karşılıklı hakaret, İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. 1. Etkin Pişmanlık Etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı özgür iradesiyle sonradan pişman olması, suç teşkil eden fiilin meydana getirdiği olumsuzlukları gidermesi ve ceza adaletine olumlu davranışlarıyla katkı sunması halinde atıfet hükümlerinin uygulanmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Etkin pişmanlık halinde fail hakkında çoğunlukla ceza indirimi uygulanmaktadır. Ancak bazı suçlarda, etkin pişmanlık halinde faile ceza verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Etkin pişmanlık nedeniyle cezasızlık hali içeren en tipik iki suç; uyuşturucu madde kullanma ve ticareti suçu TCK ve Örgüt kurma, yönetme veya örgüt üyeliği suçları TCK olarak gösterilebilir. Organ ve doku ticareti TCK parada ve kıymetli damgada sahtecilik TCK rüşvet Suçu TCK ve yalan tanıklık suçu TCK Tüm bu suçlardaki şartların gerçekleştiren etkin pişmanlık hallerinde, fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK 2. Şahsi Cezasızlık Sebepleri Şahsi cezasızlık sebepleri, failin kişisel özellikleri, ilişkileri ve belli durumlar nedeniyle cezalandırılmamasını gerektiren sebeplerdir. Şahsi cezasızlık haline birkaç örenk vermek gerekirse; TCK göre, taksirle ölüme sebebiyet verme suçunda failin eylemi münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa faile ceza verilmez. Şahsi cezasızlık haline diğer örnekler; malvarlığına karşı işlenen suçların hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma vb. eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, aleyhine işlenmesi halinde faile ceza verilmez. Şahsi cezasızlık hallerinin varlığı halinde, fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir CMK 3. Karşılıklı Hakaret Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir TCK Karşılıklı hakaret suçunda fail hakkında ceza vermekten vazgeçildiği takdirde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir CMK 4. İşlenen Fiilin Haksızlık İçeriğinin Azlığı İşlenen fiil suç teşkil etmesine ve failin isnat yeteneği olmasına rağmen, işlenen fiilin haksızlık içeriği az ise faile ceza verilmemelidir. Örneğin, bir üzüm bağının yanından geçerken bir salkım üzüm alan failin eylemi hırsızlık suçu teşkil etmesine rağmen, haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle faile ceza verilmemelidir. Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir TCK Fiilin haksızlık içeriği az ise, fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir CMK Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Yargıtay Kararları Akıl Hastası Hakkında Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği bulunmadığı saptanan sanığa yükletilen suça ilişkin tüm kanıtlar gösterilip tartışıldıktan sonra, suçun kanıtlanması halinde, TCK’nin 32/1 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunması, kanıt bulunmaması halinde ise beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ne şekilde söz konusu suçları işlediği tartışılıp açıklanmadan ve CMK’nın 193/1. maddesine aykırı olarak, akıl hastası olan sanığın savunması alınmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle doğrudan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar 2020/5360. Yaş Küçüklüğü Nedeniyle Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı 1- Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan ve kamu malına zarar verme, hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma suçunu işlediği kabul edilen suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen doktor raporuna göre, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmediği belirlenen suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 5271 sayılı CMK’nın uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 2-5237 sayılı TCK’nın 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin uyarınca, fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocukların işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde mahkemece suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuk hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar 2015/30775. İçtima Halinde Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu yönünden; sanığın, mağdurun kamyonunun yanına gidip aralarında 100 metre uzaklık varken üzerinde taşıdığı tabanca ile mağdura doğru onu korkutmak amacıyla bir kez ateş etmekten ibaret eyleminin, TCK’nın 106/2-a ve 170/1-c maddelerine uyan silahla tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, TCK’nın 44. maddesi uyarınca sadece en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan hükümlülük kararı verilmesi ile yetinilmesi ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sadece CMK’nın 223/4. maddesinde belirtilen sınırlı nedenlere dayalı olarak verilmesi mümkün bulunduğu dikkate alınmadan sanık hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar 2020/3714. Uyuşturucu Kullanma Suçunda Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Sanığın hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılmış bir soruşturma olmadığı halde, hırsızlık suçundan yapılan soruşturma sırasında uyuşturucu madde kullandığını belirtmesi üzerine hastaneden alınan raporda idrar analizinde uyuşturucu madde metaboliti saptandığı olayda; sanığın, uyuşturucu madde kullandığını söyleyerek, bu suçtan soruşturma yapılmasını sağlaması ve resmi makamların bilgisinin bulunmadığı aşamada kendi beyanı ile suçunu ortaya çıkarması nedeniyle, hakkında TCK’nın 192/2. maddesi gereğince “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay Dairesi-Karar 2020/1152. Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Hükmünde Çelişki ve Yetersiz Gerekçe Sanık … ve katılan sanık …in hakaret suçlarını karşılıklı işlediklerinin kabul edilmesi karşısında, sanık … hakkında hakaret suçundan, “sabit olmaması nedeniyle” beraat kararı verilmesine karşın, katılan sanık … hakkında ise hakaret suçundan “karşılıklı hakaret nedeniyle” şeklinde gerekçeyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi suretiyle hükümler arasında çelişkiye yol açılması, bozma nedenidir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Sanık …nun karşı komşusu olup tarafsız olduğu anlaşılan tanık …ın aşamalardaki beyanlarında, sanıkların katılana hakaret ettiğini, katılanın ise “küfürlerinizi aynen size iade ediyorum” dediğini beyan etmesi karşısında, hakaretlerin karşılıklı işlendiğinden söz edilerek yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında hakaret suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Meşru Savunma Halinde Beraat Kararı Verilmelidir Sanık … hakkında katılan …e yönelik kasten yaralama suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik temyiz talebine gelince; CMK’nın 223/2 d maddesi uyarınca sanığın eyleminin meşru savunma kapsamında kaldığının kabul edilmesi karşısında, beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar 2020/4343. İşlenen Fiilin Haksızlık İçerğinin Azlığı Sanığın, annesinin rahatsızlığı nedeniyle gittiği hastanede, müşteki doktorun sırada bekleyen hastaları olduğunu, acile gitmeleri gerektiğini söylemesi üzerine rahatsızlığı nedeniyle acı çeken annesinin ağlamaya başladığı, bunu gören sanığın öfkelenerek “sizin insanlığınıza tüküreyim” şeklinde hakaret ettiği olayda, işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığından söz edilemeyeceği gözetilmeden yasal dayanağı olmayan gerekçeyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 15. Ceza Dairesi - Karar 2015/5530. Tarafların karşılıklı denk ağırlıkta birbirlerine saldırdıkları şeklindeki kabulün, katılan sanıklar için CMK’nın 223/4-d maddesindeki “işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı” nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebilmesi için gerekçe olamayacağı gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçe ile hükümler kurulması, bozma nedenidir Yargıtay Dairesi - Karar 2014/2158. Karşılıklı Hakaret Suçunun Oluşmamsı Halinde Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilemez Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Olay günü sanık …’in katılan …’a söylediği kabul edilen “sen kalıbının adamı değilsin” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözleri ile sanık …’ın …’e söylediği kabul edilen “ne diyorsun lan” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinin, tarafların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun yasal unsurlarının her iki katılan sanık hakkında somut olayda oluşmadığı gözetilmeden yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında karşılıklı hakaret nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, bozma nedenidir Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar 2019/10751. Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi nedeniyle ceza vermekten vazgeçilmesi halinde temel cezaya hükmetmeden TCK’nın 129/3 ile CMK’nın 223/4-c. maddesi gereğince doğrudan “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi; Karşılıklı hakaret eylemleri yönünden, CMK’nın 223/4-c maddesi gereğince “ceza verilmesine yer olmadığına” yerine “ceza vermekten vazgeçilmesine” biçiminde anılan Kanun maddesinde öngörülmeyen bir karar türüyle hüküm kurulması, bozma nedenidir Yargıtay 18. Ceza Dairesi -Karar 2019/4046. İstanbul Avukat Baran Doğan UYARI Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Makale Yazarlığı İçin Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.
Delil Hukuk BürosuEhlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No112 D30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat,Çankaya/AnkaraMakale İçeriğiEtkin Pişmanlık Nedir?Etkin Pişmanlık ile İlgili Sıkça Sorulan SorularHangi Suçlar Açısından Etkin Pişmanlık Uygulaması Söz Konusu Olabilir?Etkin Pişmanlıktan Nasıl Yararlanılır? Etkin Pişmanlık Uygulamasının Şartları Nelerdir?Etkin Pişmanlıktan Kimler Yararlanabilir?Daha Önce Suç İşlemiş Kişiler Etkin Pişmanlık Uygulamasından Yararlanabilir Mi? Suçu Kabul Etmeden Etkin Pişmanlıktan Yararlanılabilir mi?Etkin Pişmanlık ile Gönüllü Vazgeçme Arasındaki Farklar Nelerdir?Etkin Pişmanlık ile İyi Hal İndirimiTakdiri İndirim Sebepleri Arasındaki Farklar Nelerdir?Etkin Pişmanlık Uygulamasında Ceza İndirim Oranları ve İndirimin Uygulanma ŞekliEtkin Pişmanlık ile İlgili Verilmiş Olan Yargıtay KararlarıEtkin Pişmanlık Nedir?Etkin pişmanlık, suç işleyen bir kişinin işlemiş olduğu suç nedeniyle hiçbir baskı altında kalmadan, kendi özgür iradesiyle ve etkin bir şekilde pişmanlık göstermesi, adaletin tecelli etmesi için elinden geleni yapması ve gerektiği halde suç nedeniyle ortaya çıkan olumsuzlukları gidermesi, mesela mağdurun kaybını da gidermeyi üstlenmesi halinde söz konusu olan bir ceza hukuku müessesesidir. Halk arasında yaygın olarak etkin pişmanlık yasası şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Adından ve yapmış olduğumuz tanımdan da anlaşılabileceği üzere, kişinin yalnızca işlemiş olduğu suç nedeniyle pişmanlık duyması yeterli değildir, pişmanlığın etkin nitelikte bulunması gerekmektedir. Bu anlamda pişmanlığın etkinliği için genel bir kıstas olduğu söylenemese de, yukarıda açıklamış olduğumuz gibi kişinin adaletin sağlanması için gerekli çabayı göstermesi, yargılama sürecine katkıda bulunması ve mağdurun kayıplarını gidermesi şeklinde her somut olayın özelliklerine göre inceleme yapılmalıdı hukukumuzda yalnızca belirli suçlar açısından uygulama alanı bulabilen etkin pişmanlık müessesesi, işlenmiş olan suç nedeniyle etkin pişmanlıktan yararlanan kişi için bir miktar ceza indirimi uygulanmasını sağlamaktadır. Esasında etkin pişmanlık, ceza hukukumuzda yer alan ve cezayı kaldıran ya da azaltan nedenlerden yalnızca birisidir, dolayısıyla kastı ve ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran bir neden olduğu sö Pişmanlık ile İlgili Sıkça Sorulan SorularEtkin pişmanlık, Türk Ceza Kanunumuzda çok çeşitli adli suçlar bakımından ayrı ayrı maddelerde spesifik olarak düzenlenmiş bir ceza hukuku müessesesidir. Bu nedenle etkin pişmanlık müessesesinin hangi suçlar açısından uygulama alanı bulduğu, ne şekilde uygulanabileceği, kimlerin yararlanabileceği gibi bir çok soru gündeme gelmektedir. Aşağıda bu sorulardan en sık sorulanları derlemeye çalışacağı Hangi Suçlar Açısından Etkin Pişmanlık Uygulaması Söz Konusu Olabilir?"Etkin pişmanlık hangi suçlarda uygulanır?" sorusu, etkin pişmanlık uygulamasına dair en sık karşılaşılan sorulardan biridir. Etkin pişmanlık, kanunda genel bir düzenleme ile tüm suç tipleri açısından uygulanacak şekilde düzenlenmemiştir. Uygulanabileceği her suç tipi için, o suç tipinin kendi maddesinde veya spesifik olarak ayrı bir kanun maddesiyle düzenlenmiştir. Bu nedenle hangi suçlarda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabileceği kolaylıkla tespit yer alan sıralamasına göre Türk Ceza Kanunumuzda yer alan etkin pişmanlık halleriTCK 93 Organ ve dokularını satan kişinin etkin pişmanlığı,TCK 110 Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunda etkin pişmanlık,TCK 168 Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs, yağma ve karşılıksız yararlanma gibi malvarlığına karşı suçlarda etkin pişmanlıkTCK 184/5 İmar kirliliğine neden olma suçunda etkin pişmanlıkTCK 192 Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçlarına ilişkin etkin pişmanlıkTCK 201 Kamu güvenine karşı suçlar açısından etkin pişmanlıkTCK 221 Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi açısından etkin pişmanlıkTCK 245/5 Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda etkin pişmanlıkTCK 248 Zimmet suçunda etkin pişmanlıkTCK 254 Rüşvet suçunda etkin pişmanlıkTCK 269 İftira suçunda etkin pişmanlıkTCK 274 Yalan tanıklık suçunda etkin pişmanlıkTCK 275/2,3 Yalan yere yemin suçunda etkin pişmanlık TCK 281/3 Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunda etkin pişmanlıkTCK 282/6 Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunda etkin pişmanlıkTCK 289/2 Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlıkTCK 293 Tutuklu veya hükümlünün kaçması suçunda etkin pişmanlıkTCK 297/4 İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçunda etkin pişmanlıkBirden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören suçuna ilişkin olarak Türk Ceza Kanunumuzun 230. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükmü, Anayasa Mahkemesinin 27/5/2015 tarihli ve 2014/36 Esas, 2015/51 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştirb Etkin Pişmanlıktan Nasıl Yararlanılır? Etkin Pişmanlık Uygulamasının Şartları Nelerdir?Etkin pişmanlık hükümlerinin genel çerçevesini oluşturan genel bir hüküm bulunmadığından dolayı, etkin pişmanlık müessesesinden nasıl yararlanılacağına dair her suç tipi için geçerli olabilecek bir uygulama bulunduğunu ifade etmek yanlış olacaktır. Yapılacak en doğru şey, her suç tipi için özel olarak düzenlenmiş bulunan etkin pişmanlık hükümlerinin tek tek somut olay özelinde incelenmesi ve somut olaya dair çıkarımda bulunmaktır. Çünkü iki ayrı suç tipi ile örnek verecek olursakOrgan veya dokularını satan kişinin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi içinTCK 93. madde mucibince resmi makamlar tarafından haber alınmadan, yani soruşturma evresi dahi henüz başlamadan önce durumu merciine bildirerek suçluların yakalanmasını kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz. Ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere, bu suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve diğer suçluların yakalanmasına hizmet ve yardım ederse, hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı gibi suç tiplerinin kendine özgü düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükümleri birbirinden oldukça farklı olabilmektedir. Türk Ceza Kanunumuzda etkin pişmanlığın uygulama alanı bulduğu suç tiplerine ilişkin olarak suç faili veya suça iştirak edenin belirli bazı davranışları göstermiş olması şartı aranmaktadı yine de anlatım kolaylığı olması açısından genel bir çerçeve çizmek ve tasniflendirme yapmamız gerekirse, etkin pişmanlıktan yararlanılabilmesi için kanunda aranan şartlar şu şekilde listelenebilirİşlenmiş olan suç nedeniyle mağdurun zararlarının giderilmesi, aynen geri verilmesi mümkün olan bir mal veya menfaat söz konusu ise bunların aynen geri verilmesi, aksi takdirde bedel ödenmesi,Adaletin sağlanması için yargılama sürecine etkin katılım gösterilmesi, suçluların yakalanabilmesi için çaba gösterilmesi; suça fail, azmettiren veya yardım ve yataklık eden kimselerin ortaya çıkarılması, suçluların cezalandırılması için gerekli delillerin tespitinin sağlanmasına yardım edilmesi vb. şekilde yargılama sürecine olumlu katkıda bulunulması tasniflendirmemize ilişkin olarak dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus vardır. Yukarıda vermiş olduğumuz örnekte de görüleceği üzere, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işleyen kişi, soruşturma evresi başlamadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa etkin pişmanlıktan yararlanabiliyor. Burada ne mağdurun zararı giderilmiş, ne de diğer suçluların yakalanmasına katkı sağlanmıştır, dolayısıyla yapmış olduğumuz tasniflendirmeye tam olarak uymayan bir durum söz konusudur; ama yine de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmektedir. Bu gibi özel düzenlemeler nedeniyle, yapmış olduğumuz bu tasniflendirme ile yetinilmemesi gerektiğinin altını çiziyoruz ve mutlaka somut olayda söz konusu suç tipine ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin incelenmesini tavsiye aşağıda siz değerli okuyucularımız ile paylaştığımız Yargıtay kararlarının bazılarında da görülebileceği üzere, mağdurunun zararının giderilmesi açısından kısmi ödemelerin dikkatle incelenmesi ve mağdurun kısmi ödemeye rağmen rızasının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle kısmi ödeme halinde Yargıtay tarafından verilen ve etkin pişmanlık müessesesine ilişkin olan bozma kararları, süreç boyunca ve tahkikat aşamasında da dikkate alınmalıdır. c Etkin Pişmanlıktan Kimler Yararlanabilir?Etkin pişmanlık hükümlerinden suçun faili ve suça iştirak eden kimseler yararlanabilir. Bununla birlikte etkin pişmanlıktan her suç faili ve suça iştirak eden kişinin yararlanacağı söylenilemez. Kanunda etkin pişmanlık hükmü düzenlenmemiş olan suç tiplerinde etkin pişmanlık uygulaması kıyas yoluyla işletilememektedir. Dolayısıyla öncelikle suç failinin veya suça iştirak eden kişinin işlenmiş olan suç tipine ilişkin olarak etkin pişmanlık düzenlemesi bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Ayrıca suç faili veya suça iştirak eden kişinin, mağdurun zararını gidermek istemesi halinde, mağdurun da zararının giderilmesini kabul etmesi ve bu isteğe rıza göstermesi gerekmektedir. d Daha Önce Suç İşlemiş Kişiler Etkin Pişmanlık Uygulamasından Yararlanabilir Mi?Bir kişinin etkin pişmanlıktan yararlanmak istediği suçtan önce de suç işlemiş olması, yani önceden sabıkası bulunması halinde etkin pişmanlıktan yararlanamayacağına dair bir kanun hükmü veya yargı kararı mevcut değildir. Dolayısıyla daha önceden sabıkası bulunan kişilerden sonraki tarihli olarak işledikleri suçlardan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Ancak bu durumda somut olayın gereklerine göre, mahkeme nezdinde kişinin işlemiş olduğu suçtan dolayı gerçekten ve samimi bir şekilde pişmanlık duymadığı ve sadece ceza indirimi alabilmek adına mahkemeyi manipüle etme girişiminde bulunduğu algısı söz konusu olabilir. Bu nedenle hukuken bu duruma bir engel bulunmasa da, fiilen etkin pişmanlıktan yararlanmaya ilişkin bir engel ortaya çıkması olasılığı söz konusu olabilir. e Suçu Kabul Etmeden Etkin Pişmanlıktan Yararlanılabilir mi?Üzerine atılı suçu işlememiş olan kişinin, savunmasında sırf "ne olur, ne olmaz" düşüncesinden hareketle etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirtmesi, suçu işlemiş olduğu ön kabulünü de içerisinde barındırır ki bu durum son derece yanlış olacaktır. Çünkü etkin pişmanlık, kişinin atılı suçu işlemiş olduğu ve bundan dolayı pişmanlık duyduğu anlamına gelir. Oysa mantık gereği, üzerine atılı suçu işlememiş olan kişinin, işlememiş olduğu suçtan dolayı pişmanlık duymasına gerek yoktur. Ancak maalesef uygulamada çoğu sanık veya şüphelinin, suçsuzluk savunması yapmaları halinde kendilerine yönelik olarak önyargılı davranılacağı ve beraat kararı alamayacakları korkusuyla etkin pişmanlıktan yararlanmaya çalıştıkları görülmektedir. Özellikle son dönemde gündeme gelen Fethullah Gülen Terör ÖrgütüFETÖ'ne ilişkin olarak yürütülen örgüt dosyalarında çoğu sanık veya şüphelinin, bu motivasyonla hareket ederek, işlemedikleri suçları itiraf edip örgüt üyesi olduklarını kabul ettikleri ve hatta ceza indirimi alabilmek için örgüt ile alakası bulunmayan kimselerin dahi isimlerini yargı mercileri ile paylaşarak yeni mağduriyetler meydana getirdikleri gö Etkin Pişmanlık ile Gönüllü Vazgeçme Arasındaki Farklar Nelerdir?Gönüllü vazgeçme, etkin pişmanlıktan farklı olarak ceza genel hükümleri arasında, Türk Ceza Kanunumuzun 36. maddesinde düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunumuzun "Gönüllü Vazgeçme" Başlıklı 36. Maddesine Göre "Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır."Hukukçu olmayan vatandaşlar için, bu madde metninin etkin pişmanlık ile gönüllü vazgeçme arasındaki farkların ne olduğunun belirlenmesi hususunda yeterince açık bir çerçeve oluşturmadığı ve soru işaretlerine neden olabildiği tarafımızca tespit vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki en temel fark Gönüllü vazgeçmede suç henüz tamamlanmamış veya netice henüz ortaya çıkmamışken, etkin pişmanlıkta suç çoktan meydana gelmiştir. Ancak tabii kimi zaman etkin pişmanlık ile gönüllü vazgeçme arasındaki kavramsal duvar oldukça incelebilmekte ve hatta ortadan kalkabilmektedir. Örnek verecek olursak, Türk Ceza Kanunumuzun örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma suçlarına ilişkin etkin pişmanlık müessesesini düzenleyen 221. maddesinin ilk üç fıkrası, gönüllü vazgeçmenin kavramsal çerçevesi içerisinde değerlendirilebilecek nitelikte olmasına rağmen, etkin pişmanlık adı altında düzenlenmiştir. Burada kanun koyucunun bilinçli bir tercihte bulunmuş olduğunu düşünmek ve bu şekilde etkin pişmanlık adı altında düzenlenen cezasızlık hallerini gönüllü vazgeçme değil, etkin pişmanlık olarak kabul etmek doğru tercih olacaktır. g Etkin Pişmanlık ile İyi Hal İndirimiTakdiri İndirim Sebepleri Arasındaki Farklar Nelerdir?Halk arasında "iyi hal indirimi" şeklinde ve kimi zaman da hatalı olarak "takım elbise indirimi", "kravat indirimi" şeklinde bilinen takdiri indirim nedenleri, Türk Ceza Kanunumuzun 62. maddesinde düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunumuzun "Takdiri İndirim Nedenleri" Başlıklı 62. Maddesine Göre "Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir."Etkin pişmanlık ile takdiri indirim nedenleri arasındaki fark da aynı gönüllü vazgeçmede olduğu gibi hukukçu olmayan vatandaşlar tarafından kolay tespit edilebilir nitelikte değildir. Çünkü her ikisinde de suç meydana gelmiştir ve fail ya da suça iştirak eden tarafından mahkemeye ve yargılama sürecine ilişkin aktif ve olumlu davranışlar gerçekleştirilmektedir. Burada farklı olan husus Etkin pişmanlık müessesesinin uygulanabilmesi için kanunda etkin pişmanlık hükümlerine ilişkin olarak düzenlenmiş olan maddedeki aktif davranışın mutlaka gösterilmiş olması şartı aranırken, takdiri indirim nedenlerinin somut olay nezdinde ne olacağının takdiri açısından hakime görev düşmektedir. Takdiri indirim nedenlerinde her somut olaya uygun düşecek şekilde mahkeme tarafından failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar dikkate alınacaktır. Hatta yukarıda alıntılamış olduğumuz kanun maddesinde yer alan "gibi hususlar" ifadesi, takdiri indirim nedenlerinin kapsamını mahkemenin hayal gücü ve somut olaya ilişkin yorum kapasitesi dahilinde sonsuz uygulama olasılıklarına gebe hale getirmektedir. Dolayısıyla etkin pişmanlığa nazaran, takdiri indirim sebeplerinin uygulama alanı oldukça Etkin Pişmanlık Uygulamasında Ceza İndirim Oranları Ne Kadardır? İndirimin Uygulanma Şekli Nedir?Etkin pişmanlık ceza indirimi, her suç tipi için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Dolayısıyla somut olaya ilişkin olarak etkin pişmanlık müessesesinin uygulama alanı bulabilmesi mümkünse, söz konusu suç tipine ilişkin olarak düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükümleri incelenmeli ve yasa hükmünde yer alan oranlar ile indirim gerçekleştirilmelidir. Etkin pişmanlık ceza indiriminin ne şekilde uygulanacağının belirlenmesi için Türk Ceza Kanunumuzun "Cezanın Belirlenmesi" başlıklı 61. maddesine göre inceleme yapılmalı ve somut olaya uygun düşen tüm ceza artırımı ve indirimleri bu maddede düzenlenen sıralama esas alınarak uygulanmalıdır. İndirimin TCK 61. maddeye aykırı olacak şekilde uygulanması halinde Yargıtay tarafından verilen bozma kararları mevcuttur, bu neviden kararlara bazı örnekler, tarafımızca aşağıda siz değerli okuyucularımız ile paylaşılmıştır. Etkin Pişmanlık ile İlgili Verilmiş Olan Yargıtay KararlarıSilahlı terör örgütüne üye olma suçunda etkin pişmanlıkSilahlı terör örgütüne üye olma suçunda etkin pişmanlık nedeniyle cezasızlık ve ceza indirimi ayrımıÜye olunan örgüte ilişkin olarak yargılama süreci içerisinde istihbari bilgiler paylaşmak suretiyle etkin pişmanlıktan yararlanmakYargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/8399 E., 2021/10524 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; Mahkemesi Ceza Dairesiİlk Derece Mahkemesi ...3. Ağır Ceza Mahkemesinin tarih ve 2021/11 - 2021/33 sayılı kararıSuç Silahlı terör örgütüne üye olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme Hüküm 1-Sanık hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne syönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar, 2-Sanık hakkında TCK'nın 174/1, 174/2, 62/1, 52/2,53/1-2-3, 58/9, 63/1. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar Temyiz edenler Sanık ve müdafii Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Hükmedilen cezanın süresi itibariyle koşulları oluşmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Sanık hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun tarih ve 9-1878 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme veya örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarında etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık veya cezadan indirim yapılması gereken haller olarak kabul edilmiştir. Şahsi cezasızlık nedeni olarak; sanığın amaç suçun işlenişine iştirak etmeksizin, hakkında bir soruşturma başlamadan önce örgütten gönüllü olarak ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi TCK’nın 221/2 maddesi, hakkında soruşturma başladıktan sonra, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili samimi ve faydalı bilgi vermesi TCK’nın 221/4 maddesinin ilk cümlesi, yakalandıktan sonra pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının önemli ölçüde yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi TCK’nın 221/3 maddesi hallerinde sanık hakkında cezaya hükmolunmayacaktır. Amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemler gerçekleştirilmeden yakalanan, örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek isteyerek yardım edenlerin örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde ise cezadan indirim yapılacaktır TCK’nın 221/4 maddesinin ikinci cümlesi. Kanun vazıının, etkin pişmanlığı şahsi cezasızlık sebebi olarak kabul ettiği durumlarda, örgütten ayrılma veya güvenlik güçlerine teslim olma bakımından “gönüllülük†esasını benimsediği görülmektedir. Gönüllülük, Türk Dil Kurumu sözlüğünde; “bir iş yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken üstlenen†olarak tanımlanmıştır. Örgütten ayrılma bağlamında gönüllülük, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde kalması imkanını ortadan kaldıran veya zorlaştıran bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle gönüllü olarak örgütten ayrılmasıdır. Ersan Şen - H. Sefa Eryıldız, Suç Örgütü 2018 Baskı syf346 Güvenlik güçlerine teslim olma bakımından gönüllülük kavramına gelince; Pişmanlık ve gönüllülük failin psikolojik dünyasıyla alakalı ve son derece soyut kavramlar olması nedeniyle sanığın “gerçek ve samimi†bir pişmanlık duyup duymadığı veya gönüllü olup olmadığının tespiti fevkalade zordur. Suç sonrasındaki tutum ve davranışların belli ölçüde cezadan kurtulma düşüncesine dayanması son derece insani bir durumdurBaba, Türk Ceza Hukukunda Etkin Pişmanlık 2013 baskı syf 98. Bu nedenle aslında saptanmaya çalışılacak olan, failin salt cezadan kurtulma saikiyle değil fiilin yarattığı haksızlığı gidererek legaliteye dönme düşüncesiyle hareket edip etmediği hususudur ki bu da ancak kişinin dış dünyaya yansıyan davranışlarıyla belirlenebilir. Yakalamanın yasal koşulları oluştuğunda hakkında usulüne uygun olarak düzenlenmiş yakalama müzekkeresine istinaden yakalanan ya da yasada öngörülen şartlar gerçekleştiği için yakalama müzekkeresi olmaksızın yakalanan faillerin etkin pişmanlıkta bulunmaları halinde, diğer şartlar da gerçekleşirse cezada indirim uygulanması gerekecektir. Bu durumda bir gönüllü teslimden bahsetme imkanı olmadığı açıktır. Suç işleyen ya da suç şüphesi ile takip edilen/soruşturulan kişilerin belli ölçüde yakalanma korkusu taşıyacağının doğal bir durum olduğu da gözetildiğinde, kural olarak gıyabında düzenlenmiş yakalama emri bulunsa da kendiliğinden/gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde TCK’nın 221/4 maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezasından indirim yapılması gerekecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Karar yerinde usulüne uygun olarak toplanıp tartışılan delillere ve dosya kapsamına uygun oluş ve kabule göre; Hakkında ailesinin kayıp müracaatı üzerine soruşturma başlatılan ve bu soruşturma kapsamında yakalama kararı verilmesinden makul sayılmayacak şekilde uzun bir süre geçtikten sonra güvenlik güçlerine kendiliğinden teslim olan sanığın, Suriye'ye giderek PYD/YPG'ye katılıp burada ideolojik ve askeri eğitim gördükten sonra Irak'ta örgütün barınmak ve korunmak amacıyla kullandığı mağaraları genişletme kazı çalışmalarına katıldığı, sonrasında örgütten ayrılmak için iki kez kaçma girişiminde bulunduğu ve ikinci kaçma girişiminde sanığa örgüt tarafından bir hafta mağaradan çıkmama ve kimseyle konuşmama cezasının verildiği, cezası bitince tekrar mağara kazı çalışmalarına ilişkin görevine döndüğü ve hava saldırısı sonucunda çalıştığı mağaranın önüne düşen bomba ile yaralandığı, tedavisi bittikten sonra kendi imkanlarıyla örgütten ayrılarak Türkiye'ye geldiği ve etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla güvenlik kuvvetlerine kendiliğinden teslim olduğu, aşamalarda vermiş olduğu ifade ve savunmalarında, örgüte nasıl katıldığına, örgütün yurt dışındaki sözde eğitim akademisinin ve örgüt mensuplarının barındığı mağaranın bulunduğu konumlara, bu yerlere illegal yollarla ne şekilde çıktığına, örgüt içerisinde aldığı eğitimlere ve sözde eğitim akademisinin komutanının kod adına, örgüt içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ve kendisinin Çiyager Botan kod adını kullandığına ilişkin anlatımlarda bulunduğu, yakalandığı andan itibaren soruşturma ve kovuşturma aşaması boyunca etkin pişmanlık içeren anlatımlarında sebat eden sanığın bir kısım örgüt üyeleri hakkında kendi yargılandığı dosyada fotoğraflı teşhisinin de bulunduğu anlaşılmakla; örgütten ayrılarak kendiliğinden teslim olan ve örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler verdiği anlaşılan sanık hakkında belirlenen ceza üzerinden TCK'nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi gereğince indirim yapılması gerekirken dosya kapsamı ile de uyuşmayan yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini, 2-Sanık hakkında "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; A-Dosya kapsamına, oluşa ve aksi sabit olmayan savunmasına göre sanığın eyleminin TCK'nın 174/1. maddesi kapsamındaki yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, B-Kabul ve uygulamaya göre de;Sanık hakkında temel ceza tayin edildikten sonra 3713 sayılı Kanunun 5/1. Maddesi uyarınca cezasında yarı oranında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma nedenleri ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, CMK'nın 283/1 ve 307/5. maddeleri uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 28/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren 20/02/2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın ...3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, tarihinde oybirliğiyle karar suçunda etkin pişmanlıkHırsızlık suçunda sanığın hırsızlık konusu malı satmış olması halinde etkin pişmanlık uygulamasının şartlarıHırsızlık malını satın alan üçüncü kişinin durumuHırsızlık suçunda hırsızlık malını satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli veya kötüniyetli olması hallerinde uygulamaYargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/6555 E., 2021/20105 K. "İçtihat Metni"MAHKEMESİ Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ Nitelikli hırsızlık HÜKÜM Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü 1-Yabancı uyruklu sanığa ait nüfus kaydı ya da pasaportunun onaylı bir suretinin ve adli sicil kaydının İnterpol Daire Başkanlığı aracılığı ile getirtilip bu kimlik bilgileri ve adli sicil kaydına göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21/04/2015 tarih ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 sayılı kararında da yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır denilmiştir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91'nci maddesinde geçici koruma "Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir." şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye'ye kabulü, Türkiye'de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun'un 91'nci maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliği'nin Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi 13/10/2014 No 2014/6883 Dayandığı Kanunun Tarihi 4/4/2013 No 6458 Yayımlandığı Resmi Gazetenin Tarihi 22/10/2014 No 29153 21'nci maddesinde; bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının, aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği, mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri düzenlemeleri getirilmiş, 22'nci maddesinde ise; kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25/04/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17 Mart 2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Somut olayımızda ise sanığın Irak vatandaşı olduğu ve kendi beyanına göre kimlik bilgilerinin tespit edilmiş olduğunun anlaşılması, bu aşamada Irak’a yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dışişleri Bakanlığınca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, sanığın resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği sabit ise de; soruşturma makamınca sanıkların beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri ile, sanığın kolluk tarafından tespit edilen parmak izlerinin ve fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21 ve 22'nci maddeleri uyarınca sanıkların Türkiye'ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numaraları ile adres kayıt sistemindeki kayıtları tespit edilmesi, şayet kimliğinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise bu kez sanığın fotoğrafı karara yapıştırılmak, parmak izlerinin ise usulune uygun şekilde alınarak karara eklenmesi suretiyle hükümlülüğe karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı CMK’nın 209. maddesine aykırı davranılması, Kabule göre ; Dairemizce de benimsenen ve günlü, 2012/6-1232 esas ve 2013/106 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Esasen iyiniyetli olan satın alanda bulunan ve hırsızlık suçuna konu olan eşyaya elkonulamaz. Hırsızlık suçuna konu eşyaya elkonulmasına rağmen, failin satın alandan aldığı para veya sağladığı menfaatin satın alana iade edilmemesi halinde, satın alana Devlet eliyle haksızlık yapılmış olur. Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda; satın alan hakkında TCK'nın 165. maddesinden işlem dahi yapılmadığına göre, iyiniyetli olarak kabul edilmesi gereken satın alana ödediği paranın iade edilip edilmediği araştırılıp sonucuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1’nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği halde eksik incelemeyle karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 22/12/2021 gününde oy birliğiyle karar suçunda mağdurun zararının kısmi olarak giderilmesi halinde etkin pişmanlık uygulamasıEtkin pişmanlık uygulamasının TCK 61. maddesi hükmüne uygun olarak gerçekleştirilmemesi haliYargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/4642 E., 2021/20611 K. "İçtihat Metni"MAHKEMESİ Çocuk Mahkemesi SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ... SUÇ Nitelikli hırsızlık HÜKÜM Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde müştekinin elinde bulunan çantasını çaldıktan bir süre sonra yakalandığında görevli kolluk personeline mağdura ait çantayı attığı yeri göstermiş ve çanta içerisindeki cüzdanla ile birlikte mağdura iade edilmiş ise de cüzdanın içerisinde yer alan 80 TL tutarındaki paranın ele geçmemiş olması karşısında iadenin kısmi nitelikte olduğu gözetilerek müştekiye kısmi iade nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına rızası bulunup bulunmadığı sorulmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 168. maddenin uygulanması hususu karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, hüküm kurulurken TCK'nın 168/1. maddesinin TCK'nın 31/3. maddesinden önce uygulanması suretiyle TCK'nın 61. maddesindeki sıralamaya aykırı uygulama yapılması, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, tarihinde oybirliği ile karar verildi. Dolandırıcılık suçunda mağdurun zararının kısmi olarak karşılanması halinde etkin pişmanlık uygulamasıYargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/13587 E., 2021/14079 K. "İçtihat Metni"MAHKEMESİ Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ Dolandırıcılık 7035 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 291. maddesinin 1. fıkrasının Bölge Adliye Mahkemelerinden verilen kararlara ilişkin temyiz süresini düzenlediği, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin CMUK'nin 310. maddesine göre 1 hafta olduğu, ancak verilen hükümde temyiz süresi 15 gün olarak gösterilmek suretiyle sanık ... ile müdafisinin yanıltıldığı anlaşıldığından, temyiz dilekçelerinin süresinde olduğunun kabulü ile; sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; 1- Sanıkların olay tarihinde peşin para ile hayvan alacaklarını bahane ederek katılanın köyüne gittikleri, pazarlık yaparak toplam dört adet büyükbaş hayvanı TL'ye satın aldıkları, peşin kalanını da tarihinde sanık ...'in ödeyeceğini söyleyerek ikna ettikleri, sanıkların hayvanları satmasına rağmen katılanın kalan borcunu ödemedikleri, bu surette üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia olunan olayda, sanıkların katılana yönelik iradesini sakatlayacak, denetim imkanını ortadan kaldıracak şekilde hileli bir davranışlarının bulunmadığı, sanıkların katılana söylediği iddia edilen sözlerin hile boyutuna ulaşmayan basit yalan niteliğinde olduğu, sanıklar ile katılan arasındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu anlaşılmakla; sanıkların yasal unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçtan beraatleri yerine oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi, 2- Kabule göre de; a- Sanıkların aldıkları hayvanların bedelinin TL'sini peşin ödediklerinin anlaşılması karşısında, katılandan kısmı ödeme nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığı sorulduktan sonra, sanıklar hakkında TCK’nin 168/1-2-4 maddelerinde düzenlenen “etkin pişmanlık†hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, b- Anayasa Mahkemesinin tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesine ilişkin uygulamada gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanık ..., sanık ... ile müdafisi ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, tarihinde oy birliği ile karar etkin pişmanlık hükmü kapsamına girebilecek açıklamalarına ilişkin araştırma yapılmaması halinde bozmaYargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/5020 E., 2021/14423 K. "İçtihat Metni"Mahkeme İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi Suç Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm 1-İstanbul Ceza Mahkemesinin 2019/60 esas 2019/335 karar sayılı mahkumiyet hükmü 2- İstinaf talebinin esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edenin sıfatı, başvurusunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınıp, sanık müdafiinin dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, 1-Sanığın atılı suçlamayı kabul etmemesi karşısında, sanık ile kullanıcılar arasında alışverişi gören tutanak tanıklarının duruşmaya usulüne uygun olarak çağrılıp, yöntemince bilgi ve görgülerine başvurularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Sanığın savunmasında suç konusu uyuşturucu maddeleri adres vererek İbrahim Saka’dan aldığını belirttiği halde bu konuda bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, belirtilen hususun araştırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklama tarihine göre sanık müdafiinin sanık hakkındaki salıverilme isteğinin reddine, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 28/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada, suça konu uyuşturucu maddeleri diğer sanıkla birlikte kaldıkları apartta bulundurduğunu kabul etmesi halinde etkin pişmanlık uygulamasıYargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/15871 E., 2021/14450 K. "İçtihat Metni"Mahkeme ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Suç Uyuşturucu madde ticareti yapma Hükümler a Mahkûmiyet; Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2021 tarihli 2020/446 esas ve 2021/115 sayılı kararı b Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ A- Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde Hükmün sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesinden sonra, vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunan sanık müdafileri Av. ... ve Av. ...'nın 13/12/2021 tarihli dilekçede, dosyada vekaletnamesi bulunan diğer müdafii Av. ...'nın ise 14/12/2021 tarihli dilekçede temyiz isteklerinden vazgeçmeleri nedeniyle, hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, B- Sanık ... hakkında verilen hükmün incelenmesinde5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak sanık müdafiinin dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanà kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenin dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak; Sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair bir bilgi bulunmadığı, diğer sanık ... hakkındaki istihbari bilgi nedeni ile her iki sanığın birlikte kaldıkları apartta yapılan arama sonucu suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, sanık ...'un aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada, suça konu uyuşturucu maddeleri diğer sanıkla birlikte kaldıkları apartta bulundurduğunu kabul etmek suretiyle ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ettiği anlaşıldığından; sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik CMK'nın 304/1. maddesi gereğince dosyanın Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmesine, tarihinde oy birliği ile karar yeterli delil bulunmadığı aşamada kişinin, ele geçirilen suç konusu uyuşturucu madde ile ilgisini açıklamak suretiyle, kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasıYargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/14500 E., 2021/14422 K "İçtihat Metni"Mahkeme ANTALYA Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza DairesiSuç Uyuşturucu madde ticareti yapma Hükümler 1- Mahkûmiyet; Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin tarihli, 2019/3 esas ve 2019/173 sayılı kararı 2- İstinaf başvurusunun esastan reddi; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin tarihli, 2019/832 esas ve 2019/385 sayılı kararı Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna dair temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanà kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Olay tutanağı içeriği ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre; aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hakkında ayrıca soruşturma yapılan Nuri İçözün’de ele geçirilen suç konusu uyuşturucu madde ile ilgisini açıklayarak beyanlarıyla kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım da bulunan sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, tutuklama şartlarında değişiklik bulunmaması ve tutuklama tarihine göre sanık hakkındaki tahliye isteğinin reddine, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmesine, 28/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar pişmanlık uygulamasının belirlenebilmesi açısından şüpheli veya sanığın davranışlarının, kolluk ve yargı makamları tarafından tespit edilen hususlar öncesinde mi, yoksa sonrasında mı pişmanlık gösterdiği tespitinin önemiYargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/17489 E., 2021/14453 K. "İçtihat Metni"Mahkeme ANKARA Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi Suç Uyuşturucu madde ticareti yapma Hükümler a Mahkûmiyet; Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01/03/2021 tarihli, 2020/16 esas ve 2021/77 sayılı kararı b Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak sanık müdafiinin dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanà kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak; 1-Mavi brandalı güvercin kümesi içinde ele geçen esrarın kime ait olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle hükme esas alınmadığı, sadece ... plakalı araçta ele geçen esrarın sanığa ait olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu gözetilerek yapılan incelemede Olay tutanağında, sanığa ait araçta ele geçen esrarın narkotik köpek ile yapılan arama sonucu bulunduğunun belirtildiği, sanığın ise tüm aşamalarda aracında esrar olduğunu kendisinin söyleyip teslim ettiğini savunduğu, tanıklar ... ve...'in kovuşturma aşamasında sanığın beyanını doğruladıkları anlaşılmakla, tutanak mümzilerinin tanık sıfatıyla dinlenerek "sanığa ait ... plakalı araçta arama yapmak için Cumhuriyet savcısından arama kararı alınmadan önce sanığın aracında esrar olduğunu söyleyip söylemediği" hususunda beyanları alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı TCK'nın 53/1-b maddesinin uygulanmaması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik CMK'nın 304/1. maddesi gereğince dosyanın Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, tarihinde oy birliği ile karar hürriyetinden yoksun bırakma suçunda etkin pişmanlık müessesesinin uygulanabilmesi için mağduru serbest bırakmanın sanığın şahsi iradesine mi, yoksa kolluk çalışmasına mı bağlı olarak gerçekleştiğinin tespiti Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/5310 E., 2021/23423 K. "İçtihat Metni"MAHKEMESİ Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık HÜKÜM Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldüSanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; Tüm dosya kapsamından, mağdurun, sanık tarafından alıkonulmasının hemen ardından tanık olarak dinlenen ...'in polise haber vermesi üzerine soruşturmanın başladığı ve mağdurun sanık tarafından kendiliğinden değil polisin çalışmaları üzerine serbest bırakıldığı anlaşılması karşısında; sanık hakkında uygulama yeri olmayan TCK’nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ile mağdurun sanığa yönelik haksız bir eylemi olmaması karşısında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafinin kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, gününde oybirliğiyle karar verildi.
GAZİANTEP Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü'ne FETÖ ilişkin davada "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan avukata verilen 12 yıl hapis cezası, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 6 yıl 8 aya Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık avukat Ömer Kayar ile meslektaşları savunmasında ByLock indirdiğini ancak hiç kullanmadığını öne sürerek, "Benim 17-25 Aralık sonrası tek bağlantım, 2-3 emniyet amirinin davasına bakmamdır. Bu davalara bakmam nedeniyle onlar çekindiklerinden dolayı ByLock yükledim. Kamil Bakum sözde avukat imamı-firari sanık hem bana hem de onlara sıkıntı gelmesin diye bu programı kullanmamızı istedi. Ben bu örgütün içinde yer aldım ancak dini duygularımız sömürüldü. Ben etkin pişmanlık kapsamında yazılı ve sözlü beyanda bulunmuştum. Çok pişmanım." diye konuştu. Duruşma savcısı, sanığın kanun hükmünde kararname ile kapatılan iki derneğe üye olduğunu, sosyal medya hesabından FETÖ ile ilgili paylaşımlarda bulunduğunu, ByLock kullandığını ve "örgüt üyelerinin davaları"yla ilgili toplantılar yapıp meslektaşlarına bilgi verdiğini belirterek, üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını talep ardından kararı açıklayan Mahkeme Başkanı Melik Durmaz, sanığın "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 12 yıl hapse çarptırıldığını ancak etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği bilgiler dolayısıyla cezasının 6 yıl 8 aya indirildiğini Kayar'ın tutukluluk halinin devamına Adsız Günebakan Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi HAS üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
YORUM UMUT ATAY Türkiye, yakın dönemde dünyada örneklerine nadiren rastlanan bir hukuksuzluğa imza atmakta, cadı avı ve engizisyon anlayışı ile İstiklal Mahkemeleri uygulamalarına rahmet okutacak bir soykırım suçu işlemektedir. Bilindiği gibi Engizisyon, Katolik Kilisesi’ne bağlı bir mahkeme sistemi idi. Gerek kararları gerek siyasi ve dini görüşleri nedeniyle yüzyıllardır tarihin kara bir lekesi olarak nefretle anılmaktadır. Engizisyon Mahkemeleri zalim işkence yöntemlerini benimseyen dini bir yargılama sistemi olarak kurulmuşlardı. Haklarında en ufak delil bulunmayan, sadece iddia ve iftiralara dayalı olarak fişlenen kişileri toplayıp olmayan suçlarını itiraf ettiriyorlardı. Dolayısıyla uydurulan suçun yegâne delili de işkence ile alınan itirafnamelerdi. Bazen de bu kişileri sadece istedikleri şeylere razı ettiriyorlardı. Bu yolla ayrıca Kilisenin tehdit olarak gördüğü tarikatlar ortadan kaldırmış, 15. yüzyıldan itibaren de büyücü olarak tabir edilen kişiler vahşi yöntemlerle cezalandırılmıştı. Engizisyon mahkemeleri dini bir saik ile kurulurken, ülkemizde de din, ırk ve ifade özgürlüğü hakkını ortadan kaldırmak amacıyla İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve bu mahkemeler de hukuk tarihimiz açısından kara bir leke olarak yerini almıştır. 11 Eylül 1920 yılında kurulup 7 Mart 1927 tarihinde kapatılan ve özellikle ilk zamanlarda üyelerinin 3/4 ü kadarı hukukçu olmayan İstiklal Mahkemeleri, seyyar mahkemeler halinde çalışarak, ülkenin değişik bölgelerinde görev yapmıştı. Atatürk tarafından doğrudan atanan üyeler askeri suçların yanında siyasi suçlara da bakmakla yetkilendirilmişlerdi. Esas kuruluş gayesi, İstiklal Savaşı döneminde “askerden firarları önlemek” olan bu mahkemeler kısa bir süre sonra yetkisini siyasi alana kaydırmıştır. Örneğin 1925’te kurulmuş olan Şark İstiklal Mahkemesi ve 2. dönem İstiklal Mahkemelerinin hedefinde rejim muhalifleri vardı. Etnik olarak Kürtleri, siyaseten Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası’nı, inanç açısından bütün tarikatları muhalefet listesine dahil etmişti. İstiklal Mahkemelerinde muhakeme yapılmaz, ceza verilir ve hemen infazı gerçekleştirilirdi. Dolayısıyla Mahkemelerde yargılananların birçoğu aynı gün-hafta içerisinde tutuklanır, yargılanır ve cezaları infaz edilirdi. Hâkim koltuğunda oturanların sorumlulukları bulunmamaktaydı. Karar verilirken delile gerek yoktu. Yargılananların temyiz, itiraz, tebdil, erteleme ve avukat tutma hakkı söz konusu değildi. Mahkeme heyetinin kanaati kesindi. Meclis adına hüküm veriyordu, verdiği hüküm yürürlükteki yasa ve kanunlara uymak zorunda değildi, hatta üstündeydi. Mustafa Kemal Paşa, 16 Ocak 1923 tarihinde İzmit’te İnkılabın kanunu, mevcut kanunun üstündedir,’ demişti. İdam kararları hemen infaz edilirdi. Kararlar o kadar aceleyle alınır ve uygulanırdı ki “yanlışlıkla başkasının yerine idam edilenler” bile olmuştur. İstiklal Mahkemelerince verilen idam cezaları Kolordu komutanlıklarınca tasdik edilerek infaz edilmiştir. Halbuki bu tasdik yetkisi 1924 Anayasasının 26. maddesine göre açıkça TBMM’ye ait bir yetkiydi. Netice itibariyle usul ve esas olarak bakıldığında bu mahkemeler gerek kuruluş gerekse çalışma düzenleri itibariyle Anayasaya açıkça aykırıydılar. DÜNDEN BUGÜNE ZALİMLER, METOTLARINI ÇEŞİTLENDİRDİ Peki tarihten günümüze değişen bir durum var mı? Evet var. Zulüm gelişmiş, yaygınlaşmış ve yeni yöntemler keşfetmiştir. Öte yandan bugünün zavallı zalimleri suçlarını örtmek ve oluşabilecek tepkileri hafifletmek adına Şeytanın kendisinden utandığı yahu ben bunu niye daha önce düşünmedim dediği akıl almaz hile ve yöntemlere başvurmaktan çekinmemektedirler. Kullandıkları yöntemlerden bir tanesi aslında tanıdık, İTİRAF. Peki Şeytan ya da eskide bu yönteme başvuranlar neden kendinden utanıyor. Sebebini hemen söyleyeyim Eskiden itiraf, kişiye olmayan bir suçu kabul ettirmek üzere işkence suretiyle elde edilirdi ve kişi sadece kendisini bağlayan şeyler söylerdi ya da kendisine söylettirilmek istenen şeyi kabul ederdi. Ama bugün öyle mi? Hayır. Kimisine işkence ediliyor. Kimisine çay, kahve ikram edilip, ağırlanarak dini – milli bir sohbet ve sinevizyon sunumları yapılıyor. Kimisi ailesiyle tehdit ediliyor. Kimisi de ceza yasasının etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen malum 221. maddesindeki düzenleme ile aldatılıyor. O zaman bu kişilerden istenen sırf kendilerine isnat edilen suçu kabul etmeleri mi? Tabi ki HAYIR. Bu kişilerden çocukluklarından itibaren kimlerle çay içtikleri, kimlerle gazete okudukları, devletin denetim ve gözetimi altında bulunan yurt ve okullarda kimlerle kaldıkları, kimlerle gidip Afrika’da su kuyusu açtıkları, kimlerle gidip aç ve fakirlere kurban eti dağıttıkları soruluyor. Doğaldır ki bu sorgulama konularının hiçbirisi suç değil, ama bir an için insani melekelerimizi yitirelim ve suç olduğunu kabul ederek, bu suçların yasal karşılığını tartışalım, diyeceğim, ama tartışamayız ki… Neden mi? Ülkemizde yakın dönem de dahil olmak üzere onlarca kez yasalar değişti, onlarca kez aflar çıkartıldı, hatta aynı konuda daha önce davalar açıldı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile beraatla neticelendi. O zaman 1960’lar, 70’lere dayandırılan bu hikayeler hiç mi zamanaşımına ya da aflara uğramadı? Hemen cevabını vereyim elbette uğradı. Ama bu, hukuka saygısı olan insanlar için geçerli olabilecek bir durumdur. Kişiler itiraflarında 40-50 yıl öncesinden başlayarak birlikte oldukları insanların isimlerini vermekte ve bu şekilde suçlamaktadırlar. İtiraf adı altında hukuk dışı yöntemlerle alınan bu ifadeler ile hem başkaları aleyhine delil üretilmekte hem de ifadeyi veren kişi aleyhine ikrar kabul edilerek başka hiçbir yan delile ihtiyaç duymadan mahkûmiyet kararları verilmektedir. İTİRAF MEKANİZMASI, ASLINDA NE İÇİN VAR? Peki, niye zanlılar bu yönden bir itirafta bulunuyorlar. İşte yazımızın ana konusunu da aslında bu husus oluşturmaktadır. Kimi gerçek suçlar için kamu düzeninin sağlanması, bireyselleştirmenin yapılması, suç işlemekten alıkonulması, topluma kazandırma vb. nedenlerle getirilmiş olan bu müessese, maalesef bugün tam bir İFTİRA aracı haline getirilmiştir. Şüpheli ve sanıklar, bazıları ağır işkencelerle, bazıları ise kendilerine verilen tamamen temize çıkacaklarına dair teminata güvenerek, iftira tuzağına’ düşürülmekte ve böylece birçok insan da bu tuzağın bir parçası hâline getirilmektedir. İnanç ve fikirlerinden dolayı bir sivil toplum kuruluşu içerisinde bulunmanın suç olmadığı bir gerçekken, etkin pişmanlıkta bulunan kişi öncelikle TCK madde 221 anlamında bir suç ikrarında bulunuyor. İkinci olarak suç işlemek için kurulduğunu bildiği bu örgüte üye olduğunu kabul ediyor. Diğer bir ifadeyle pişman oldum diyen kişi, var olduğu iddia edilen örgüte silahlı mücadele için katıldığını itiraf ediyor. Bunun ardından etkin pişmanlık’tan faydalanan kişi TCK madde 221/3 hükmünden yararlanmak istediğini söylemekte. Bu madde şu şekilde “Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.” Burada pişmanlıktan yararlanma şartı “Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeme” olarak ortaya konulmuştur. O halde şüpheli ya da sanığa yüklenen suç ne? Gazeteye abone olmak, okul kaydı, dernek üyeliği, banka kaydı, bazı yazı ve mesajlar, dini sohbetler, kurumlarda kalma vb. Soruşturma ve yargılama birimleri bizatihi bunları suç kabul ediyorsa, anılan fıkraya göre kişiyi etkin pişmanlıktan yararlandırması mümkün olmayacaktır. Çünkü sanık zaten bu suçları işlemiş birisidir. Şayet buna rağmen sanığa ceza verilmeyecekse o zaman diğer sanıklara da ceza verilmemesi gerekmektedir. Aksi durum ceza adaleti ve bu kurumun düzenleniş amacına ters düşer. MAHKEMELER, AÇIKÇA ALDATIYOR Buradaki tespitlerim maddenin hukuki yönü ile ilgiliydi. Öte yandan tuzağa düşürülen itirafçılarla ilgili kimi mahkeme uygulamalarına da şahit oluyoruz. İtiraf tuzağına düşüp, masum arkadaşlarının hayatını alt üst eden birçok itirafçıya yargılama sonucunda ya diğer sanıklarla aynı ya da hatırı sayılır biçimde ceza verildiği, medyaya düşen kararlardan anlaşılmaktadır. Bu kurumu bir tuzak aracı olarak kullandıklarını en açık söyleyen kişi HSYK başkan vekili Mehmet Yılmaz olmuştur. Mehmet Yılmaz, 21/10/2016 tarihinde A Haber’e verdiği beyanda “Hâkim ve savcılardan çok yararlı itiraflarda bulunanlar, çok samimi, örgütü çökertmede çok faydalı itiraflarda bulunanları meslekte tutmayı bile tartışacağız ama her şeyden önce onlar için adli açıdan bir cezasızlık hali söz konusu” demesine rağmen, bir süre sonra “Herkes rahat olsun! HSYK, Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanan hiçbir kimseyi yeniden göreve döndürmeyecek… İtirafçılığıyla faydası olan FETÖ’cüleri yeniden hâkim ya da savcı yapabiliriz’ şeklindeki açıklamasını tamamen itirafçılığı teşvik amacıyla yaptığını ve çok da başarılı olduğunu” söylemekten çekinmemiştir. Yine bu soruşturmaların başında olan dönemin Ankara Başsavcısı Harun Kodalak basına verdiği beyanında; “… örgütle ilgili ciddi bilgi verdiklerinde tahliye ediyoruz… verdikleri bilgilerle örgütün çözülmesinde etkili olanlar hakkında kanun gereği değil ama inisiyatif alınarak tahliye kararları verildiğini…” söyleyerek, usul yasasında olmayan bir yetkiyi kişileri ikna etmek amacıyla kullandıklarını açıkça belirtmiştir. Bu ve siyasilerin yaptıkları açıklamalar ile mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde sanıkların etkin pişmanlık adı altında nasıl tuzağa düşürüldükleri net olarak görülmektedir. ÖZGÜR İRADEYE DAYANMALI O zaman tuzakla alınan bu itirafnameler geçerli olur mu diye ikinci bir soru aklımıza geliyor. Aslında CMK 148. Madde çok açıktır. Maddede şu düzenlemeler yer almaktadır “– 1 Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. 2 Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. 3 Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.” Buna göre, şüphelinin veya sanığın ifade ve savunmasının özgür iradesine dayanmadığını gösteren bu deliller karşısında, itirafçı adı altında alınan beyanların hiçbir hukuki değeri yoktur. Aldatma ve tehdit gibi yasak usulle elde edilen beyan, toplanan delili sakatlamıştır. Bu açıkça CMK 148, 206/2-a ve 217/2. maddeler ile Anayasanın 38/6. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden yargılamada bu delile dayanılamaz. Ancak basına yansıyan kimi haberlerde emniyet ya da savcılık aşamasında etkin pişmanlık hükmünden yararlanma istemiyle beyanda bulunan zanlının daha sonra bu ifadesinin baskı ve aldatma yöntemleri kapsamında alındığını, anlatımlarının doğru olmadığını, belirttiği isimlerin anılan suçlarla ilişkisi bulunmadığını söylemesine rağmen mahkemece, huzurda özgürce alınan yeni ifadesine değil eski ifadesine dayanılarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Oysa bu durum usul hukukuna aykırılık teşkil eder. Mahkumiyetin esaslı delili olan bu ilk beyan, ifade sahibi tarafından inkâr edilmiş ve bu ilk beyanı destekleyen esaslı başkaca da delil bulunmamaktadır. Burada mahkemeye düşen delil yetersizliğinden ya da suçun sübuta ermemesi nedeniyle beraat kararı vermesidir. Nitekim bu önemli husus hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden birisi olarak bile kabul edilmiştir. CMK’nın 311. maddesinde “– 1 Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür a Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. e Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatını veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa…” şeklinde bir düzenlemeye yer verilerek, tanık beyanının yargılamada ne kadar önemli olduğu tespit edilmiş ve bu beyanın tutarlı ve şüphesiz olması gerektiği yasal düzenleme ile vurgulanmıştır. Buna göre hâkim şüphe derecesinde kalan, sonradan değişen ve kendi içerisinde çelişki oluşturan bir beyana dayanarak mahkûmiyet hükmü kuramaz. Böyle bir durumda mahkûmiyet hükmünün kurulamayacağı CMK’nın 223. maddesi aracılığıyla da açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan düzenleme şöyledir “Duruşmanın sona ermesi ve hüküm Madde 223 – 1 Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. 5 Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.” Çelişkili tanık anlatımına göre suçun sabit olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Yazımın sonunda başlıktaki soruya tekrar döneyim Etkin pişmanlık masumiyeti sağlar mı? Kesin cevap, sağlamaz şeklinde. Kişi pişmanlığını beyan ederken aynı zamanda geçmişte yaptığı fiillerin gazete aboneliği, kurban bağışı, birlikte dini sohbete katılmak vs. suç olduğunu kabul etmiş, beraber aynı suçları’ işlediği kişileri de dâhil etmiş oluyor. Kendisini kurtarmış görünse bile, hem kendisini hem de başkalarını bir suçun’ aktörleri hâline getiriyor. Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇
fetö etkin pişmanlık istinaf kararları