fon almak caiz midir cübbeli
hala yanıt bulunamayan sorunsaldır. caizdir. ve fokun eti de enfestir. löp et olduğu için ızgara yapılması daha makbuldür. ımmmmmmm. Hayvanlar islami olarak üçe ayrılır; karada, suda ve hem karada hem de suda yaşayanlar. fok balığı üçüncü kategoride. hanefilere göre böyle hayvanların yenmesi haramdır.
Ağrıyıdin- dirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksi- yon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olma- yan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme
B.Gültekin Çetiner isimli köşe yazarının Enflasyon oranında faiz caiz midir? Haber 7. 10/11/ · Prof. başlıklı yazısı. Business intelligence insights Business intelligence insights; Dec Hükümetin yeni uygulamaya koyduğu sistemle ilgili "Caiz mi faiz mi?" sorusuna cevap veren Cübbeli Ahmet Hoca, faizli işlem yapılan bankalardan.
CübbeliAhmet Mahmut Ünlü Hocamız Sorularınızı Cevaplıyor*Bu videoları yayınlayana hayır duanızı eksik etmeyin lütfen.*
Meşrutiyetin ilanı ile Osmanlılar arasında da hızla yayılan tercüme girişimleri sonucunda, kısa bir süre içerisinde pek çok tefsir ve tercümeler zuhur etti. Bu dönemde bu hareketin üzerinde Milliyetçilik cereyanının etkisinin görülmesi, dinin millileştirilmek istendiğinin de tezahürü olarak değerlendirilebilir.
Aucune Rencontre N Arrive Par Hasard Livre. Mektûbât-ı Rabbâniyye'den İ'tikâd Mektubları başladı. Lâlegül TV, Lâlegül FM ve Youtube Kanalımızdan izleyebilirsin… Cübbeli Ahmet Hoca
Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, "Kur Korumalı TL Mevduat hesabı caiz midir?" sorusuna; faizle işlem yapan bankalardan 'kur korumalı mavduat' hesabı açmanın haram olduğu fetvası vermişti. Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bugünkü yazısında bu fetvaya; 'Ben bu kanaatte değilim, "Devletin ödemesi hibedir" diyorum.' diyerek itiraz Karaman'ın bugünkü yazısı;Azdırılan para piyasasına çareZamanında alınan yerinde tedbir ile fiyatlar normalleşme yoluna girdi. Bu defa da devletin ödemesinin faiz olup olmadığı tartışması ortaya çıktı. Bazı hocalar, devletin ödemesinin faiz olduğu kanaatindeler. Ben bu kanaatte değilim, "Devletin ödemesi hibedir" ve dışarıdan Erdoğan'ı düşürmeyi dava edinmiş olanların oyunları yüzünden altın ve döviz fiyatları çok hızlı bir şekilde yükselmeye başlayınca o çevreler ellerini ovuşturmaya; bir kısmı iktidar, bir kısmı intikam bir kısmı da sömürü hesapları yapmaya zamanında ve yerinde tedbir ile fiyatlar normalleşme yoluna defa da devletin ödemesinin faiz olup olmadığı tartışması ortaya hocalar, devletin ödemesinin faiz olduğu kanaatindeler. Ben bu kanaatte değilim, "devletin ödemesi hibedir" diyorum. Aynı kanaatte olan hocalardan bir kısmının yazdıklarını aşağıda kısmen ÇekerDevletin hibede bulunması elbette caizdir, ona diyecek bir şey yok; fakat hibede döviz kurunun ölçü alınması sanki uygulaması çok zor veya mümkün değil gibi. Kanaatimce TEFE-TÜFE ortalaması ölçü BeşerBu durum karşısında benim anladığım şudur1. Devlet buna mecbur gözüyor. Eğer öyleyse, akıllı diyemesek de rasyonel bir çözüm bulmuştur. Devlet adına bir zaruret vardır ve yapılanlara bu yönüyle bakmak Faize duyarlı müminler açısından bu uygulama bir faizden kurtuluş değildir. Faizli bankalar açısından düşünürsek, parası olan bankadan yüzde on faiz artı yüzde kırk kur farkı alacaktır. Ancak bankaya para yatıran fukara değil parası olanlardır. Onlar da yine sermayedarlar ve banka çevreleridir. Kaldı ki kur farkı hibe/atiyye sayılsa da işin bankayla olan yönü faizli bir Bu işin katılım bankalarıyla olması halinde bizce uygulamanın bir engeli gözükmemektedir. Yüzde 10'a yakını belirsiz bir miktarı kar payı, kur farkı ise devletin hibesi/ karar bir yangın yerinde acilen alınması gereken bir tedbirdi ve elhamdülillah gördüğümüz kadarıyla başarılı desteği kesinlikle faiz değildir. Ancak bu desteğin faizli muameleler için teşvik edici yönü bulunmaktadır, denebilir. Gerçi ister teşvik edici yönü olsun ister olmasın vatandaşın ezici bir çoğunluğu zaten bankalarla çalışıyor. Bir bahs-i diğer ve garip bir şu ana kadar kredi ayağında kredi kullananlara hayvancılık kredisi sübvansiyonlu krediler vererek destek sağladı. Ben mevduat tarafında ilk defa böyle bir destek Devletin desteği faiz değildir. Üçüncü taraftır. Herkese değil bir kısmına bu desteği verme hakkı vardır. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in atiyye uygulamaları, Resulullah'ın savaşa katılmadıkları halde bazı sahabilere ganimetten pay vermesi, yine savaşta yararlılık gösterip düşmanı öldürenin üzerindekilere sahip olabileceği gibi uygulamalar maslahat esas olmakla birlikte bunun değişik şekillerde yapılabileceğini gösterir. Şu anın maslahatı da bunu Faizli bankaların bu tür mevduat hesabına uygulayacağı faiz oranının Merkez Bankası'nca belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının altında olamayacağı hükmü zaten izahtan varestedir. Bu bankanın vatandaşa verdiği Katılma hesaplarına sağlanacak getirinin katılım bankalarının Merkez Bankası ile açık piyasa işlemleri kapsamında yaptıkları bir hafta vadeli repo işlemlerinde oluşan maliyetten düşük olması halinde aradaki farkı katılım bankası tek taraflı olarak karşılayacağı hükmü ise tartışma bu tartışma konusunun da çözüm formüllerinden bahsediyor ve bunlardan biri şöyledirKatılım bankası ile hesap sahipleri arasında yatırım vekaleti ilişkisi tesis edilir. Bu ilişkide mutabık kalınan kar oranı, katılım bankaları ile Merkez Bankası arasında gerçekleşen açık piyasa işlemlerine uygulanan oran olarak belirlenir. Buna muhalefet halinde katılım bankası vekil olarak şarta muhalefet ettiği için tazmin yükümlüsü 51 Vade sonunda Türk lirası mevduat veya katılma hesabı sahibine anapara ile faiz veya kar payı banka tarafından ödenir.2 Vade sonu kurunun dönüşüm kurundan yüksek olması ve kur farkı üzerinden hesaplanan tutarın banka tarafından ödenecek faiz veya kar payından yüksek olması durumunda, kur farkı üzerinden hesaplanan tutardan faiz veya kar payı düşülerek hesaplanan tutar Merkez Bankası'nca mevduat veya katılma hesabı sahibine ödenmek üzere ilgili bankaya Bankası'nın ödediği şartlı bağıştır. Bu bağışın herkese aynı seviyede olması şartı yoktur. Teşvik niteliği taşır. Kamu yararı vardır. Devletin böyle bir yetkisi YamanKur korumalı TL vadeli mevduat hesabı ile ilgili olarak şu hususlar mütalaa olunmuştur1. Konvansiyonel bankalarda vadeli ya da vadesiz hesap açmak, bunların faiz esaslı kurumlar olması sebebiyle caiz Caiz olmamakla birlikte konvansiyonel bankalarda açılan vadeli mevduat hesaplarına, ilgili vade sonunda "Merkez Bankası'nca belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı" baz alınarak verilen faiz ile USD döviz kuru arasında döviz lehine bir fark meydana gelirse bu farkın devlet tarafından ödenmesi, İslam hukukunun klasik faiz teorisine göre "faiz" olarak nitelendirilemez. Zira bu fazlalık mevduat hesabının tarafları dışında üçüncü bir kişi tarafından belli bir amaçla verilmektedir. Bu amaç da ülke ekonomisinin menfaatleri doğrultusunda, "birikimlerini Türk lirası mevduatı olarak değerlendiren vatandaşların kurlardaki oynaklık karşısında mağdur olmamasını" sağlamaktır. Devlet, gördüğü kamu menfaati ekseninde belli alanlara teşvik verebileceği gibi belli niteliği taşıyan kişilere Hazine'den fon transferi de Bu yolun faizli mevduat hesabı açmayı teşvik edeceği öngörülebilir. Fakat zaten faiz esaslı bir ekonomik düzende bu hesaplar hem TL hem de döviz ya da kıymetli maden cinsleri ile açılabilmekte, buna engel bir durum bulunmamaktadır. Çıkarılan bu yeni ürün ile ehven-i şerrayn ihtiyar olunarak milli para TL'nin korunması umulmaktadır ki, bir devlet kendi halkını, ekonomisini ve parası dahil milli varlıklarını meşru olan etkili ve verimli yollarla koruyabilmek için zor şartlarda kötü/gayrı meşru çözümler arasından en az zararlı olanı tercih Katılım bankalarındaki mudarebe esaslı TL hesaplarına benzer bir uygulamanın yapılması da mümkün ve caizdir. Zira devlet, reel ekonomiyi canlandırıp yatırımların artırılması için mudarebe yani emek-sermaye ortaklığını teşvik edebilir ve bu çerçevede söz konusu ortaklığın zarar ile sonuçlanması halinde bu zararı telafi edeceği vaadinde bulunabilir. Hatta sektörel bazda kar tahmininde bulunup bu tahminlerin altında kalan karları tamamlayacağını da beyan edebilir. Mudarebenin tarafları dışında üçüncü kişinin verdiği bir garanti olduğu için bu, ortaklığın baştan kar garantisi taşıması anlamına DANIŞMA KURULU GÖRÜŞÜ21 Aralık 2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2021/14 sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ'in 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ". Katılma hesaplarına sağlanacak getirinin katılım bankalarının Merkez Bankası ile açık piyasa işlemleri kapsamında yaptıkları bir hafta vadeli repo işlemlerinde oluşan maliyetten düşük olması halinde aradaki farkı katılım bankası tek taraflı olarak karşılar" ifadesi, mudarebe akdi esası üzerine kurulu katılma hesaplarında kar getirisinin baştan garanti edilemeyeceği ilkesine doğrudan aykırılık teşkil etmekte ve katılım bankacılığının esasını oluşturan faizsizlik ilkesi ile göre yukarıdaki maddede yer alan ifadenin şu şekilde değiştirilmesi önerilmektedir"Katılım bankalarının bu tebliğ kapsamında açacağı katılma hesaplarına vade sonunda dağıtacakları kar payları, katılım bankacılığı ilke ve standartları doğrultusunda hesaplara tahakkuk ettirilecektir."Hazine ve Maliye Bakanlığı 24 Aralık'ta şu açıklamayı yaptı ".Bu maddede belirlenen uygulama esası Katılım Bankaları açısından katılım bankacılığı esasları çerçevesinde uygulanacaktır" Böylece problem çözülmüş oldu. birlikte katılım bankalarında açılacak kur korumalı mudarebe esaslı katılma hesaplarına ilgili vade sonunda tahakkuk edecek kar payı ile USD döviz kuru arasında döviz lehine bir fark meydana gelirse bu farkın devlet tarafından ödenmesi, İslam hukukunun klasik faiz teorisine göre "faiz" olarak nitelendirilemez. Zira bu fazlalık mevduat hesabının tarafları dışında üçüncü bir kişi tarafından belirli bir amaçla verilmekte olup, ortaklığın baştan kar garantisi taşıması anlamına gelmez. Bu amaç da ülke ekonomisinin menfaatleri doğrultusunda, "birikimlerini Türk lirası TL olarak katılma hesaplarında değerlendiren vatandaşların kurlardaki oynaklık karşısında mağdur olmamasını" sağlamaktır. Devlet, gördüğü kamu menfaati ekseninde belirli alanlara teşvik verebileceği gibi belirli niteliği taşıyan kişilere Hazine'den fon transferi de yapabilir.
9 Mayıs 2021, 002 Müslüman Geri ödemeli burs yada devletin verdiği burs harammıdır?Cevap Burs harammıdır? Hoca Burs, faizli olmadıktan sonra almak caizdir. geri ödemeli burs Karşılıksız bursta zaten bir sakınca Burs almak caiz midir? musab mum hocam burdaki asıl sorun şu;zaten geri ödemesizde bir sıkıntı geri ödemelide uygulama şu şekilde tam emin burs girdiği 5000 liralık burs parası aldın diyelim öderken 5000 ödemiyorsun enflasyon farkı eşyaya endeksli felan diye de durumda caiz olma ihtimali Burs almak caiz midir? qwert12380 Beyaz eşyaya endeksli olursa günah olur mu? Paranın değeri sürekli değişiyor çünkü. Verdiğini direk alırsa da devlet zarara girmiş oluyor. Kesin cevap var mı? Ben de geri ödemeli burs almayı düşünüyorum. Hoca Enflasyon farkı veya beyaz eşyaya endeksli burs almaya cevaz verenler ama siz yine de mecbur kalmadığınız sürece sakının! Kayıtsız Üye Selamun aleykum. Ben not ortalaması ve sınav puanıyla yüksek lisansı kazandım. Yü. lis. bursuna başvurdum ve çalışmadığımişsiz için burs çıktı. yaklaşık 11 ay aldım. Yüksek lisansa devam edemedim. Şu anda işe başladım ve bursu iptal ettirdim. Aldığım o burs parasında dini yönden bir sakıncası olur mu? Teşekkürler Hoca Devletin verdiği burs helaldir yeter ki hile yapılarak alınmasın ayseiclal99 bende burs alıyorum devletten ben ilk kazandığımdan beri hiç çekmediğim için devlet buna ekleme yapıyormuş haram mı anneme çok kez sordum değil dedi ama şüpheli kaldım Şimdi 3 ayda bir yatıyor,bazıları çekip ise biriktiriyorum 3 senedir hiç devlet lise sona kaar almazsam üstüne para koyuyormuş. Ahsnnbn Ben açıktan okuyorum ve is arasamda bulamadım. Bu süre zarfinds kurslara vb gidiyorum ve maddi durumdan dolayi gidemiyorum. Eve 2 maas giriyor lakin benim elime gecen para neredeyse yok. Istemekte olmuyor. Bir arkadaşım burs alabileceğimi söyledi. Benim geri odemeli olarak en azindan kendi ayaklarim üzerinde durana kadar burs almam da sıkıntı olur mu? imam Faizsiz burs alınabilir. Kayıtsız Üye öğrencisiyim. Geçen seneden beri burs alıyorum. Geçen sene burs başvuruları yapılırken babamın maaşı azdı ve borçları arada evimiz ve arabamız babam 2 hariç 2 üniversite okuyan daha kardeşim sormak istediğim bu sene babamın maaşı gayet iyi ama 2 aile olduğumuz için bu maaş nasıl hesaplanmali? Ben hakka girmiş oluyor muyum? Bir de ben başka şehirde okumadığım için bu para sadece bana kalıyor ve benimde çok harcamam olmadığı için bu parayı biriktiriyordum bunun da bir sakıncası var mıdır? arifselim Aleykum selam. Devletin vatandaşlarına sağladığı imkanlardan faydalanmak caizdir. Burs almak da içine bir hile karıştırılmaması şartıyla caizdir. Senden istenen bilgileri doğru bir şekilde vermelisin. Ancak hile yapılarak alınan burs haramdır. burs almak caiz mi, geri ödemeli burs haram mı, burs parasını kullanmak caiz mi Forum Duası Copyright © 2007-2021
Hayrettin Karaman'ın bugünkü yazısı; Azdırılan para piyasasına çare Zamanında alınan yerinde tedbir ile fiyatlar normalleşme yoluna girdi. Bu defa da devletin ödemesinin faiz olup olmadığı tartışması ortaya çıktı. Bazı hocalar, devletin ödemesinin faiz olduğu kanaatindeler. Ben bu kanaatte değilim, "Devletin ödemesi hibedir" diyorum. İçeriden ve dışarıdan Erdoğan'ı düşürmeyi dava edinmiş olanların oyunları yüzünden altın ve döviz fiyatları çok hızlı bir şekilde yükselmeye başlayınca o çevreler ellerini ovuşturmaya; bir kısmı iktidar, bir kısmı intikam bir kısmı da sömürü hesapları yapmaya koyuldular. Alınan zamanında ve yerinde tedbir ile fiyatlar normalleşme yoluna girdi. Bu defa da devletin ödemesinin faiz olup olmadığı tartışması ortaya çıktı. Bazı hocalar, devletin ödemesinin faiz olduğu kanaatindeler. Ben bu kanaatte değilim, "devletin ödemesi hibedir" diyorum. Aynı kanaatte olan hocalardan bir kısmının yazdıklarını aşağıda kısmen vereceğim. Orhan Çeker Devletin hibede bulunması elbette caizdir, ona diyecek bir şey yok; fakat hibede döviz kurunun ölçü alınması sanki uygulaması çok zor veya mümkün değil gibi. Kanaatimce TEFE-TÜFE ortalaması ölçü alınmalıdır. Faruk Beşer Bu durum karşısında benim anladığım şudur 1. Devlet buna mecbur gözüyor. Eğer öyleyse, akıllı diyemesek de rasyonel bir çözüm bulmuştur. Devlet adına bir zaruret vardır ve yapılanlara bu yönüyle bakmak gerekir. 2. Faize duyarlı müminler açısından bu uygulama bir faizden kurtuluş değildir. Faizli bankalar açısından düşünürsek, parası olan bankadan yüzde on faiz artı yüzde kırk kur farkı alacaktır. Ancak bankaya para yatıran fukara değil parası olanlardır. Onlar da yine sermayedarlar ve banka çevreleridir. Kaldı ki kur farkı hibe/atiyye sayılsa da işin bankayla olan yönü faizli bir işlemdir. 3. Bu işin katılım bankalarıyla olması halinde bizce uygulamanın bir engeli gözükmemektedir. Yüzde 10'a yakını belirsiz bir miktarı kar payı, kur farkı ise devletin hibesi/atiyyesidir. Mehmet Odabaşı Mevcut karar bir yangın yerinde acilen alınması gereken bir tedbirdi ve elhamdülillah gördüğümüz kadarıyla başarılı oldu. Devletin desteği kesinlikle faiz değildir. Ancak bu desteğin faizli muameleler için teşvik edici yönü bulunmaktadır, denebilir. Gerçi ister teşvik edici yönü olsun ister olmasın vatandaşın ezici bir çoğunluğu zaten bankalarla çalışıyor. Bir bahs-i diğer ve garip bir bela. Devlet şu ana kadar kredi ayağında kredi kullananlara hayvancılık kredisi sübvansiyonlu krediler vererek destek sağladı. Ben mevduat tarafında ilk defa böyle bir destek görüyorum. 1. Devletin desteği faiz değildir. Üçüncü taraftır. Herkese değil bir kısmına bu desteği verme hakkı vardır. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in atiyye uygulamaları, Resulullah'ın savaşa katılmadıkları halde bazı sahabilere ganimetten pay vermesi, yine savaşta yararlılık gösterip düşmanı öldürenin üzerindekilere sahip olabileceği gibi uygulamalar maslahat esas olmakla birlikte bunun değişik şekillerde yapılabileceğini gösterir. Şu anın maslahatı da bunu gerektirmiştir. 2. Faizli bankaların bu tür mevduat hesabına uygulayacağı faiz oranının Merkez Bankası'nca belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının altında olamayacağı hükmü zaten izahtan varestedir. Bu bankanın vatandaşa verdiği faizdir. 3. Katılma hesaplarına sağlanacak getirinin katılım bankalarının Merkez Bankası ile açık piyasa işlemleri kapsamında yaptıkları bir hafta vadeli repo işlemlerinde oluşan maliyetten düşük olması halinde aradaki farkı katılım bankası tek taraflı olarak karşılayacağı hükmü ise tartışma mevzuudur. Odabaşı, bu tartışma konusunun da çözüm formüllerinden bahsediyor ve bunlardan biri şöyledir Katılım bankası ile hesap sahipleri arasında yatırım vekaleti ilişkisi tesis edilir. Bu ilişkide mutabık kalınan kar oranı, katılım bankaları ile Merkez Bankası arasında gerçekleşen açık piyasa işlemlerine uygulanan oran olarak belirlenir. Buna muhalefet halinde katılım bankası vekil olarak şarta muhalefet ettiği için tazmin yükümlüsü olur. Tebliğde MADDE 5 1 Vade sonunda Türk lirası mevduat veya katılma hesabı sahibine anapara ile faiz veya kar payı banka tarafından ödenir. 2 Vade sonu kurunun dönüşüm kurundan yüksek olması ve kur farkı üzerinden hesaplanan tutarın banka tarafından ödenecek faiz veya kar payından yüksek olması durumunda, kur farkı üzerinden hesaplanan tutardan faiz veya kar payı düşülerek hesaplanan tutar Merkez Bankası'nca mevduat veya katılma hesabı sahibine ödenmek üzere ilgili bankaya aktarılır. Deniyor. Merkez Bankası'nın ödediği şartlı bağıştır. Bu bağışın herkese aynı seviyede olması şartı yoktur. Teşvik niteliği taşır. Kamu yararı vardır. Devletin böyle bir yetkisi vardır. Ahmet Yaman Kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı ile ilgili olarak şu hususlar mütalaa olunmuştur 1. Konvansiyonel bankalarda vadeli ya da vadesiz hesap açmak, bunların faiz esaslı kurumlar olması sebebiyle caiz değildir. 2. Caiz olmamakla birlikte konvansiyonel bankalarda açılan vadeli mevduat hesaplarına, ilgili vade sonunda "Merkez Bankası'nca belirlenen bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı" baz alınarak verilen faiz ile USD döviz kuru arasında döviz lehine bir fark meydana gelirse bu farkın devlet tarafından ödenmesi, İslam hukukunun klasik faiz teorisine göre "faiz" olarak nitelendirilemez. Zira bu fazlalık mevduat hesabının tarafları dışında üçüncü bir kişi tarafından belli bir amaçla verilmektedir. Bu amaç da ülke ekonomisinin menfaatleri doğrultusunda, "birikimlerini Türk lirası mevduatı olarak değerlendiren vatandaşların kurlardaki oynaklık karşısında mağdur olmamasını" sağlamaktır. Devlet, gördüğü kamu menfaati ekseninde belli alanlara teşvik verebileceği gibi belli niteliği taşıyan kişilere Hazine'den fon transferi de yapabilir. 3. Bu yolun faizli mevduat hesabı açmayı teşvik edeceği öngörülebilir. Fakat zaten faiz esaslı bir ekonomik düzende bu hesaplar hem TL hem de döviz ya da kıymetli maden cinsleri ile açılabilmekte, buna engel bir durum bulunmamaktadır. Çıkarılan bu yeni ürün ile ehven-i şerrayn ihtiyar olunarak milli para TL'nin korunması umulmaktadır ki, bir devlet kendi halkını, ekonomisini ve parası dahil milli varlıklarını meşru olan etkili ve verimli yollarla koruyabilmek için zor şartlarda kötü/gayrı meşru çözümler arasından en az zararlı olanı tercih edebilir. 4. Katılım bankalarındaki mudarebe esaslı TL hesaplarına benzer bir uygulamanın yapılması da mümkün ve caizdir. Zira devlet, reel ekonomiyi canlandırıp yatırımların artırılması için mudarebe yani emek-sermaye ortaklığını teşvik edebilir ve bu çerçevede söz konusu ortaklığın zarar ile sonuçlanması halinde bu zararı telafi edeceği vaadinde bulunabilir. Hatta sektörel bazda kar tahmininde bulunup bu tahminlerin altında kalan karları tamamlayacağını da beyan edebilir. Mudarebenin tarafları dışında üçüncü kişinin verdiği bir garanti olduğu için bu, ortaklığın baştan kar garantisi taşıması anlamına gelmez. TKBB DANIŞMA KURULU GÖRÜŞÜ 21 Aralık 2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2021/14 sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ'in 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ". Katılma hesaplarına sağlanacak getirinin katılım bankalarının Merkez Bankası ile açık piyasa işlemleri kapsamında yaptıkları bir hafta vadeli repo işlemlerinde oluşan maliyetten düşük olması halinde aradaki farkı katılım bankası tek taraflı olarak karşılar" ifadesi, mudarebe akdi esası üzerine kurulu katılma hesaplarında kar getirisinin baştan garanti edilemeyeceği ilkesine doğrudan aykırılık teşkil etmekte ve katılım bankacılığının esasını oluşturan faizsizlik ilkesi ile çelişmektedir. Buna göre yukarıdaki maddede yer alan ifadenin şu şekilde değiştirilmesi önerilmektedir "Katılım bankalarının bu tebliğ kapsamında açacağı katılma hesaplarına vade sonunda dağıtacakları kar payları, katılım bankacılığı ilke ve standartları doğrultusunda hesaplara tahakkuk ettirilecektir." Hazine ve Maliye Bakanlığı 24 Aralık'ta şu açıklamayı yaptı ".Bu maddede belirlenen uygulama esası Katılım Bankaları açısından katılım bankacılığı esasları çerçevesinde uygulanacaktır" Böylece problem çözülmüş oldu. Bununla birlikte katılım bankalarında açılacak kur korumalı mudarebe esaslı katılma hesaplarına ilgili vade sonunda tahakkuk edecek kar payı ile USD döviz kuru arasında döviz lehine bir fark meydana gelirse bu farkın devlet tarafından ödenmesi, İslam hukukunun klasik faiz teorisine göre "faiz" olarak nitelendirilemez. Zira bu fazlalık mevduat hesabının tarafları dışında üçüncü bir kişi tarafından belirli bir amaçla verilmekte olup, ortaklığın baştan kar garantisi taşıması anlamına gelmez. Bu amaç da ülke ekonomisinin menfaatleri doğrultusunda, "birikimlerini Türk lirası TL olarak katılma hesaplarında değerlendiren vatandaşların kurlardaki oynaklık karşısında mağdur olmamasını" sağlamaktır. Devlet, gördüğü kamu menfaati ekseninde belirli alanlara teşvik verebileceği gibi belirli niteliği taşıyan kişilere Hazine'den fon transferi de yapabilir.
Bireysel emeklilik sistemleri kâr payı özelliğini taşıyor ve faiz olarak değil de ortaklık olarak veya kârdan pay olarak kabul ediliyorsa, bunda bir sakınca yoktur. Bu açıdan ilgili kurumun nasıl çalıştığı ve gelirlerin içinde haram kazanç olup olmadığı araştırılmalı ve ona göre karar verilmelidir. Örneğin faiz geliri de olan bir sistemse asla caiz değildir. Birikimli hayat sigortası ve bireysel emeklilik sisteminde BES; katılımcı fertlerin, en az 10 yıl olmak üzere, umumiyetle 30-35 yıllık periyotlarla ödedikleri primler çeşitli fonlarda değerlendirilir. Buna karşılık, belli süreyi dolduran en az 25 yıl üyelere maaş bağlanır. Kamu güvenlik kuruluşlarında olduğu gibi, sağlık hizmeti vs gibi sosyal yardımlar söz konusu değildir. İştirakçilerden alınan primlerle sermayeleşen fonlar, bu parayı çoğunlukla yerli-yabancı faizli enstrümanlarda değerlendirir. Üyelerden giriş aidatı, yönetim gideri adı altında oldukça yüksek meblağlar tahsil edilir. Bu şirketlerin muazzam kârlara ve cesâmete ulaşması en az üyelerini düşündükleri kadar kendilerini de kolladıklarının kanıtı olsa gerektir. Uluslararası finans kapital deyimiyle anılan dev fonların önemli bölümü emeklilik fonlarından meydana gelir. Bu açıklamalarımız ışığında, faiz konusunda hassas bir Müslümanın özel emeklilik şirketlerinden uzak durması, bizce normal bir davranıştır. Not Bireysel Emeklilikle ilgili olarak, Katılım Bankalarının uygulamaları konusunda Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN'a sorulan bir soru ve soruya verdiği cevap şöyledir Şimdiye kadar ülkemizde bireysel emeklilik ya bir çeşit hayat sigortası şeklinde yaplıyordu veya içinde İslam'a göre meşru / caiz / helal olmayan işlem ve gelirlerin de bulunduğu yatırım fonlarına yatırım yapmak suretiyle gerçekleşiyordu ve bu sebeple biz de "Bireysel emeklilik caiz değildir." demiştik. Şimdi katılım bankaları, içinde haram olan hiçbir işlemin ve gelirin bulunmadığı yatırım fonları aracılığı ile bir çeşit bireysel emeklilik kapısını açmış bulunuyorlar. Tarafıma gönderilen bilgi notu şudur "Bireysel Emeklilik Sistemi ile aslında düzenli gelire sahip olan insanların sağlıklarının ve gençliklerinin yerinde olduğu dönemlerde daha iyi gelir elde edebiliyor olmasına dayalı olarak, emeklilik yıllarında, emeklilik maaşında yaşanan kesintilere dayalı olarak hayat standardında bir değişiklik gündeme gelmeden, emeklilik öncesindeki gelir ve yaşam standartını devam ettirebilmesine imkan tanımak adına oluşturulmuş, uzun vadeli yatırım imkanıdır." "Örnek, sistem özü itibariyle 10 yıl vadeye dayalı olup, müşteri süre sonunda dilerse emekli gibi düzenli maaş alabilir, dilerse tek seferde biriken parasını "varsa" kârıyla birklikte tahsil eder. Ortada sigortadan bahsedebileceğimiz herhangi bir şey söz konusu değildir, özü itibariyle uzun vadeli tasarruf ve yatırım amacı vardır. Ancak lehdarın vefat etmesi halinde, lehdar tarafından önceden belirlediği kişiye yoksa varislerine fonda biriken anaparası ve "varsa" kârının ödenmesi zarar varsa anaparadan mahsup edilir garanti edilmektedir." "Burada fon yönetimi mevzu bahis olup, müşterinin aylık ödeyeceği tasarruflarla kurulmuş fonda eskiden hazine bonosu bulundurma zorunluluğu vardı. Yeni mevzuat bu zorunluluğu kaldırmış olup, fonun tamamı kıymetli maden ile Katılım bankalarının altın hesabı gibi, İMKB'deki hisse senetleri ile İslami endekse uygun ürünlerle, Gelire Endeksli Senetlerle veya bu üç ürünün karmasından oluşabileceği gibi fonun % 10'unu geçmeyecek şekilde katılım havuzlarında değerlendirilmesine de imkan tanımaktadır. Kısaca hazine bonusu ve repo zorunluluğu ortadan kalktığı için katılım bankaları olarak faize duyarlı müşterilerimize bu ürünü faizsiz bankacılık ilkeleri dahilinde sunma arzusundayız." "Bu üründen yararlanacak müşterilerimize anapara ve getiri garantisi verilmemekte olup, yukarıdaki ürünlerden gelire endeksli senetler hariç tamamı risk içerebiliğinden zarar da söz konusu olabilir. Bankamızın hizmet alacağı yatırım firması da yukarıda ifade ettiğimiz ürünlere yatırım yaparak fonun varlığını devam ettirecektir. Bunun karşılığında fonun kârı ve zararı fon içindeki müşterilere ait olup, gerek bankamız gerekse yatırım firması fon yönetimi, takibi, raporlanması ve diğer oprasyonel işlemler ve giderleri karşılamak için müşteriden hizmet ücreti alacaktır." "Yukarıda verilen bilgiye göre faizden uzak kalarak yatırım yapmak veya ileride emekli maaşı gibi meşru bir aylık gelire kavuşmak isteyenler, katılım bankalarında başlatılan bu "helal kazanç fonlarına" yatırım yapabilirler. Süre sonunda elde edilecek kâr ve ana para yatırımcıya aylık olarak da ödenebileceği için bu yatırım 'meşru bir bireysel emeklilik' işini görmektedir." Katılım bankalarının bu işteki rolü ve kazancı iki şekilde olabilir 1. Yukarıda söylendiği gibi hizmet ücreti alabilirler. 2. Fona yatırım yapmak isteyen müşterilerle mudarebe şirketi ilşkisi kurarlar, işi yürütürler ve kârdan pay alırlar. Soru %25 primini devletin karşıladığı, insanları tasarrufa yöneltmek amacıyla bireysel emeklilik diye bir sistem başlatıldı. "Finans kurumlarının, gerek kredi kartlarından gerekse mal karşılığı verdikleri kredileri ödeyemeyen insanlardan tahsil ettikleri, kar payı adı altındaki paralar, katılım hesaplarına veya bireysel emeklilik fonlarının değerlendirildiği hesaplara girerse, bu fonlardan veya katılım hesaplarından alınan paralar caiz olur mu olmaz mı?" Devlet kamu yararını gözeterek ve adaletten ayrılmaksızın insanlarına reel faizsiz kredi teşvik kredisi verebilir, bağışlarda bulunabilir. Lüzumsuz veya ikinci derecede önemli olan harcamaları kısmak ve tasarrufu teşvik amacıyla bireysel emekliliği de teşvik ediyor, teşvik için belli bir meblağı hibe ederek prim şeklinde ödüyor; böylece önemli ölçüde bir sermaye birikecek, bu sermaye meşru yatırımlara, üretimlere yönlendirilecek, istihdam alanları genişleyecek ve ülkenin serveti, halkının refahı artacak… Katılım bankalarının İslâmî konuları danıştığı tek kişi değil heyetleri var. Bireysel emeklilik fonlarının da hangi alanlarda nemalandırılabileceğini bu heyetlerden soruyorlar ve aldıkları cevaba göre uygulama yapıyorlar. "Finans kurumlarının, gerek kredi kartlarından gerekse mal karşılığı verdikleri kredileri ödeyemeyen insanlardan tahsil ettikleri, kar payı adı altındaki paralar" ifadenizi düzeltmek gerekiyor. Katılım bankalarının yaptıkları meşru işler arasında bir de murabaha vardır ki, manası "Bir malı satın alıp üzerine makul bir kâr koyarak vadeli satmak"tır. Bu bankaların kredi kartları da aslında "murabaha vekalet ve kefalet kartı"dır. Bankadan bu kartı alan müşteri aldığı malı banka adına alır ve tüketmeden önce de kendine satın alır. Banka, hemen işlemin ardından ona bir mesaj gönderir, banka adına aldığı malı peşin mi, taksitle mi almak istediğini sorar ve aldığı cevaba göre işlem yapar. Murabaha işleminden kazanılan para ticârî kârdır ve meşrudur. Bu paralar vadesinde ödenmezse ve ödemeyen, imkanı bulunduğu halde ödemeyi yapmamış ise, enflasyon farkı tahsil edilir ve bu, hak edilmiş alacaktır. Enflasyon farkını aşan miktar bir çeşit ceza olarak tahsil edilirse bankanın ve yatırımcının hesabına geçmez, hayır yolunda sarf edilir. Bu bankalarda, bireysel emeklilik sepetine helal olmayan bir kazancın girmemesi kuraldır.
fon almak caiz midir cübbeli