felsefe ile ilgili kompozisyon yazısı
Sizinde 15 Temmuz ile ilgili yazdığınız kompozisyon örnekleri varsa kompozisyonorneklerim@gmail.com adresine gönderin anında yayınlayalım . 1 5 Temmuz İle İlgili Takipçilerimizden Gelen Bir Anı. 15 Temmuz İle İlgili Kompozisyon-2. Gaziler Günü İle İlgili Kompozisyon Örneği.
YazılıAnlatım bölümünde 3 adet yazılı anlatım konusu belirlenerek öğrencilerden bu üç (3) konudan birini seçmeleri istenecektir. Öğrencilerden seçtiği konuyla ilgili 150 kelimeden az olmamak koşuluyla bir kompozisyon yazmaları istenecektir. 2. Oturum: Sözlü Anlatım/Uygulama sınavı saat 13.30 da başlayacaktır.
Felsefebize hayatı sorgulatır. Karşımıza çıkan olayları sorgular ve iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırabiliriz. Bizim için yararlı olanı seçer, sürekli daha iyi olmak için çabalarız. Varlık bilincimizi oluştururken felsefeden yararlanırız. Bize sunulan, değişmez sanılan bilgileri koşulsuz
Güzelahlak ile ilgili kısa ve uzun kompozisyon örneklerini sizler için uygun başlıklar ve giriş gelişme sonuç bölümleri ile sunduk. Bu kompozisyon yazıları bilgilendirici metin ve deneme yazısı türlerine uygundur. Faydalı olmasını dileriz. GÜZEL AHLAK (Kısa Kompozisyon) Bir insanın övülecek en güzel yanı güzel
Resmin genel yapısını , sürekli bir gelişim dinamiğine dayamasını bilen Bedri Karayağmurlar, sözünü ettiğimiz değişim olgusu paralelinde öne çakan sanatçılarımızdan birisidir. Özellikle1990’lı bir takım kompozisyon arayışı sonucunda ulaştığı çözüm, kendi adına tescillenmiş bir yapılanışı da örnekler.
Aucune Rencontre N Arrive Par Hasard Livre. Spor Kompozisyonu , Spor ile İlgili Yazılar Kompozisyonlar , Spor Konulu Anlatan Kompozisyon Örnekleri Modern yaşamın getirdiği kolaylıklar ile artık egzersiz yapmak için yeterli fırsat bulunamıyor Egzersiz aktif, üretken ve kaliteli bir yaşam sağlamanın yanında insanları hastalıklardan da koruyor Spor İle İlgili Kompozisyon Sağlıklı Yaşamın Yolu Spor Yapmaktan Geçiyor Özellikle 16-21 yaşları arasında yapılan spor büyük önem taşıyor Bu sayede kişinin potansiyelinin en üst noktasına erişmesi mümkün oluyor Unutulmaması gereken spordan maksimum verimi elde edebilmek için düzenli olarak spor yapmak gerektiğidir Düzenli spor yaparak sadece fiziksel değil, ruhsal olarak da sağlığınıza büyük katkıda bulunabilirsiniz Araştırmalar spor yapan gençlerin spor yapmayanlara oranla daha iyi beslendiklerini, şiddete daha az başvurduklarını ve insan ilişkilerinde daha başarılı olduklarını gösteriyor Sporsuz yaşam kronik hastalıklara neden oluyor Son yıllarda ABD’de geniş halk kitleleri taranarak yapılan araştırmalar, sporsuz bir yaşam tarzının insanları kronik hastalıklar vasıtasıyla sinsice ölüme götürdüğünü ortaya koyuyor JAMA dergisinde yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre tüm ölüm nedenleri arasında, ölüme neden olan risk faktörlerinin başında düşük kondisyon geliyor Sporsuz bir yaşam tarzının başta kalp damar hastalıkları olmak üzere diyabet ve bazı kanser türleri gibi ciddi rahatsızlıklara yol açtığını belirten uzmanlar, günümüzde tüm ölüm nedenleri arasında kalp damar hastalıklarının birinci sırada geldiğine işaet ediyor Kalp damar hastalıklarının oluşumunda en sık gözlenen risk faktörü açık ara ile sporsuz yaşam tarzıdır İngiltere’de 31000 otobüs şoförü ile biletçisi üzerinde yapılan bir araştırmada, şoförlerin sürekli oturduklarından ve trafik stresine maruz kaldıklarından ötürü iki katlı otobüste sürekli dolaşan, merdiven inip çıkan biletçilerden daha yüksek oranda kalp hastalıklarına yakalandıkları saptanmıştır Araştırmalar egzersiz yapmayanların, yapanlara oranla 2,5 – 4 kat daha fazla oranda kalp hastalığına yakalandığını göstermiştir Ölüm nedenleri arasında 2 sırayı alan kanserler ile hareketsiz, sporsuz yaşam tarzı arasında da bir bağlantı tespit edilmiştir Kolon kanseri oluşum nedenleri arasında hareketsiz yaşam alışkanlığı gösterilmektedir Hareketsiz yaşamın doğal sonucu olan şişmanlık, hormonal dengeleri bozarak bir çok kanser türünün oluşumuna zemin hazırlamaktadır Yaşamı diğer tehdit eden hastalıklardan şeker hastalığı da sporsuz yaşam tarzı ile yakından ilişkilidir Egzersiz bilinçli olarak yapılmalı Uzmanlar, egzersizin hastalıklardan korunma, kondisyonun gelişimi ve kilo verilmesi gibi faydalarından yararlanılabilmesi için bilinçli yapılması gerektiğini belirtiyor Büyük kas gruplarını kullanıldığı yürüyüş, bisiklet, jogging, koşu, yüzme, tenis gibi sportif aktiviteler sağlık için daha faydalı Herhangi bir sağlık problemi bulunmayan bireylerin bu sporları her gün veya haftada en az 3-4 gün yapması öneriliyor Egzersizlerin en az yarım saat, ideal olarak 45 dakika sürmesi gerekiyor Öte yandan efor süresince egzersiz herhangi bir kesintiye uğramamalıdır Örneğin tempolu yürüyüşlerde 20 dakika kadar egzersize devam ettikten sonra bir 10 dakika soluklanma veya vitrin bakma gibi verilen aralar egzersizin etkinliğini sıfıra indirmektedir Çünkü vücudumuz egzersize başladıktan ortalama 20 dakika sonra enerji kaynağı olarak yağlar yanmaya başlar ve eğer egzersiz 30-45 dakika kesintisiz sürerse, egzersizden sonra bile 1 ila 4 saat yağlar yanmaya devam eder Egzersiz yapılırken dikkat edilmesi gereken en kritik nokta yapılan eforun şiddeti, yani yoğunluğudur İdeal olarak spor hekiminizin size yaptığı ergospirometrik efor testi sonucu egzersiz nabzı belirlenebilmektedir Her birey için bu egzersiz nabzı değişmektedir ve bu limitler aşılmamalıdır Bir hekim tavsiyesi alma imkanı yok ise eforunuzun yoğunluğu; siz egzersiz yaparken ıslık çalmanızın veya yanınızdaki ile konuşmanızın mümkün olacağı bir egzersiz şiddetinde olması gereklidir Tabii egzersiz yoğunluğu çok hafifte olmamalıdır ve egzersiz esnasında tatlı şekilde bir ter atmanız gerekmektedir __________________________________________________ ______________________ Spor İle İlgili Kompozisyon Spor kurallar çerçevesinde yapılan ve kimi zaman yarışma içeren aktiviteler bütünüdür. Kişisel veya toplu yarışlar biçiminde yapılan, bazı kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümüdür.* Genel anlamıyla fiziksel aktiviteyi içerse de zihinsel sporlar, kart oyunları, araç sporları da spor tanımı içine girer. Bilim olarak köklü bir tarihi olan sporun insanlar arasında birlik ve bütünlük sağlama, sosyalleşme, sağlığa olan katkıları nedeniyle insan hayatında önemli bir yeri vardır. Fiziksel faydalarının yanı sıra ruhsal duruma olumlu etkisi de göz ardı edilemez. Güç, düzen ve istikrar gerektirmesi ile kişiye düzgün bir hayat biçimi kazandırır. Mustafa Kemal Atatürk sporun insan sağlığı ve başarısı için önemini “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” sözüyle vurgulamıştır. Atatürk’ün Samsun’a çıkış tarihi olan 19 Mayıs günü 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaktadır ve spor, gençlik, ve genç- sağlıklı kalma kavramları birlikte anılmaktadır __________________________________________________ ______________________ Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinliktir, diyebileceğimiz gibi çağımız sporunu; fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek, sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlayabiliriz. Görüldüğü gibi sporun belirli sözcükle kalıplaşmış klâsik bir tanımı yoktur. Spor sözlük anlamı olarak lâtince DİSPORTARE ve DESPORT biçiminde “dağıtmak, bir birinden ayırmak” anlamına gelen sözcüklerden 17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar ilk hecesi aşınarak “SPORT” biçimine dönüştüğü araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir. Britannica ansiklopedisi spor’u ” Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler.” olarak tanımlamaktadır. Sportif ögelerin tümünde dinlenmek, eğlenmek olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir kaynaşma da vardır. Toplumla kaynaşma ve özdeşleşme konusunda spora önemli görevler düşer. Sporun sağladığı bedensel ve ruhsal anlamdaki doyum olanakları, serbest zamanları ve yaşam seviyeleri düzenli olarak artan sanayileşmiş ülkelerin özlemini duyduğu yeni bir yaşam şeklinin ayrılmaz parçasıdır. İnsanlık tarihinden bu güne değin insanoğlu hep çalışagelmiştir. İlk çağlardan günümüze kadar savaş için çalışmış, barış için çalışmış, kendi egoları olduğu kadar içinde bulundukları toplum için çalışıp durmuşlardır. Peki böyle bir efor kaybı ile bu insanların hepsi spor mu yapıyordu? Sözcüğünün bu günkü tanımına göre tarihte spor ne zaman başlamıştır? Sporun ne zaman başladığının belirlenmesi hemen, hemen olanaksızdır. Bazı araştırmacılar bu soruya; “Spor insanlığın yer yüzüne yayılması ile başlamıştır.” derken, bazıları ise spor’u; “İnsanların ilk çağlarda ana babalarından, daha sonra içinde yaşadıkları kavim ve kabilelerden taklit etmek suretiyle öğrenmişler.” demektedirler. İnsanın doğadaki ilk hareketini spor olarak kabul edersek bu konudaki görüşlerin çatıştığını görürüz. Spor vücudu çalıştırmak suretiyle elde edilen güçle bazı işleri yapmak demektir, anlamında kullandığımızda; ilk çağlardan bu güne değin yaptığımız her türlü çalışmanın spor olduğunun kabullenilmesi gerekerdi. Günümüz anlayışına göre spor ilk başta çok önemli bir kitle eğitim vasıtasıdır. Spor insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi oyunlar, hareketler, yarışmalar vasıtasıyla aynı zamanda insan seciyesini, egosunu, davranış niteliğini, psişik yapısını belirleyen yeni bir bilim dalıdır. Sporun getirdiği farklı sorunlara ait bilimsel bulgu, tartışma ve metodların oluşturduğu alana SPOR BİLİMİ diyoruz. Günümüz özellikle sporda ileri gitmiş ülkelere on yıl öncesine göre daha farklı algılanmaya başlamıştır. Örneğin spor meslek alanları alt gruplara ayrılmış, bu meslek dalları da kendi konularında uzmanlık gerektiren meslekler haline gelmişlerdir. Çok yakın bir zamana kadar ülkemizde de hepimizin bildiği gibi spor meslek dalı olarak sadece beden eğitimi öğretmenliği ile branş antrenörlüğü bulunmakta idi. Oysa şimdi spor’a ilişkin öğretmenlik, kondisyon ve sağlıkla ilgili meslekler, spor yönetimi, spor basını ve yayımcılığı, spor hukuku, spor danışmanlığı, spor bilimcisi, spor hekimliği, spor istatistikcisi, ve benzeri bir çok değişik meslek grupları ortaya çıkmıştır. Bunlar da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmaktadırlar. Spor bilim adamları son yıllarda “Beden Eğitimi” sözü anlamına itiraz etmekte ve beden sözcüğü canlı organizmanın sadece fiziksel yönünü ifade etmekte demektedirler. Oysa fiziki yapı ile zihnin birbirinden soyutlanamayacağını, günümüz eğitim felsefesi kavramında beden eğitiminin daha doğrusu spor eğitiminin amaçları beden sözcüğünün çok ötesindeki amaçlara yönelmektedir. Bunlar sosyal, fiziksel, duyusal ve bilişsel vukufi gelişmelerdir. Bu amaçlar doğrultusunda beden eğitiminin bedenin geliştirilmesinin ötesinde çok daha fazla anlam taşıması nedeniyle spor bilimcileri bu sözcük yerine “Spor Eğitimi” sözcüğünü kullanmaya başlamışlar ve spor kültürü ile hareket fenomeni birlikteliği beden eğitiminden spor eğitimine geçişi sağlamıştır. Böylece 20. yüzyıl sonlarında “Spor Bilimleri” adı verilen yepyeni bir dal diğer bilim dalları arasında yerini almıştır. Günümüzde spor bilim adamları eski ve klâsik beden eğitimi kavramından daha üst düzeyde düşünmeye başlayınca insan hareketlerini özellikle sportif hareketleri egzersiz fizyolojisi, biyomekânik, sosyoloji, felsefe,psikoloji, pedagoji, biyokimya gibi çok farklı bilim dalı kökeninden gelerek incelemeye ve irdelemeye başlamışlar ve sonuçta yaklaşık 20 yıllık böyle bir evrim sonucu “Spor Bilimi” ortaya çıkmıştır. Spor bilimi doktrininin bu denli yeni boyutlar kazanması ile toplumlar, uluslar ve tüm dünya, spor kavramını deyim yerinde ise adeta yeni baştan keşfetmektedirler. Ahlâk eğitimi ile spor eğitimini de birbirinden soyutlamak olmaz. Bu iki kavram etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Büyük önder Mustafa Kemâl ATATÜRK; “ Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklısını severim.” tümcesinde bu hususu en somut biçimde dile getirmiştir. Çünkü kişi seçtiği spor eğitimi vasıtası ile bu sağlam vücuda çelik gibi bir seciye, sade, temiz, açık, doğru ve hür bir ruh aşılar. Sıhhatini ihmal eden kuvvetsiz ve çürük vücudun iyi bir kafa yapısına aday olması oldukça zorlaşır. Ahlâk eğitimi ile spor eğitiminden beklenen sonuç kuvvetli bir kişilik yapısıdır. Spor kavramını tanımlarken dünya barışına katkısından söz etmiştik. O halde biraz da spor’un uluslararası plâtformdaki rolü nedir sorusuna değinelim. Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu hepimizce bilinmektedir. Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır. İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır. Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder. Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve olanaklarını değerlendirme duygularını geliştirir. Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır. Spor uluslararası plâtformada savaşların en asilidir. Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası spor savaşları politik savaşlara benzemez, hizipler, gruplar oluşmaz. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir. Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır. Uluslararası yarışmalarda sporcuların hepsinde aynı duygu vardır. İç dünyalarını aynı heyecan ve düşünce kaplar. Bu öyle bir dünya savaşıdır ki, hiç bir ulusa yönelmiş değildir. Taraflar karşı karşıya gelmekle birlikte ideal tektir. Dünya gençliği bu muhteşem kalabalık içinde her renk saça, her cins tene ve dünyada mevcut bütün ırklara rastlamak mümkündür. Zaten Olimpiyad Oyunlarının birbirine geçen beş halkası, beş kıtanın birbiri ile kenetlenmesini ifade etmiyor mu? Bu topluluk gençlerin bir dava uğrunda birleştiği muhteşem bir tablodur. Bir dünya barışı tablosu… Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür. Sizler de Elinizde Bulunan ya da Kendi Yazdığınız Trafik İle İlgili Kompozisyonlarınızı ve Yazılarınızı Aşağıdaki Yorum Kutucuğu Aracılığıyla Paylaşarak Bizlere Ulaştırın… Bu Sayfada Yayınlayalım
Güzel yazma, güzel konuşma gibi duygu ve düşüncelerin etkili bir anlatım yoludur. Tüm yazılı anlatımlar, yazan kişi ne söylemesi gerektiğini, yani konusunu bildiğinde; düşüncelerini nasıl örgütleyip kendini kusursuz olarak nasıl ifade edeceğini bildiğinde, yani, uygun bir anlatım tarzına hâkimiyet sağladığında etkili olur. Şüphesiz, güzel yazma becerisi kolayca elde edilemez. Bir kimse iyi yazma hakkında bilgi sahibi olabilir ve onu üretmeksizin -bir satır bile yazı yazmaksızın- yazma eyleminin altında yatan temel ilkeleri anlayıp anlatabilir. Şu kadar var ki, bu, onun iyi bir yazar olması için yeterli değildir. İyi bir yazarın arkasında insan hayatının çeşitli yönlerini gözlemleme; bilim, edebiyat, sanat, tarih ve felsefenin kapsamındaki düşünceleri keşfetme ve bir konuyu temel anlamları aracılığıyla derinliğine düşünme yoluyla yıllar boyunca elde ettiği yaşantılar vardır. Onun için, yazı yazmada bir öğrencinin sabırlı olması gerekir. O, bir kitap, bir yazar, bir felsefî düşünce veya herhangi önemli bir konu hakkında güzel yazmak için yapması gerekenleri hemen bilemez. Böyle bir öğrencinin bir konuyu dikkatle dinlemesi, okuması, düşünmesi ve incelemesi gerekir. Onun için tekrar tekrar işe başlamalı, daha çok ve yaygın olarak okumalı, düşüncelerini tekrar gözden geçirmeli, planlarını yeniden düzenlemeli ve sürekli olarak dil yeteneğini geliştirmeye çalışmalıdır. İyi yazmak bilgi, düşünme ve yazmada sürekli gelişmeye dayanır. Yazar olarak bireyler bir konu üzerinde uzmanlaşıncaya kadar yazma işini erteleyemezler. Bizzat yazma eylemi, bir konuyu bilmeye, onun hakkındaki bilgilerimizi değerlendirmeye ve yazma tarzını olgunlaştırmaya başlamamızın bir aracıdır. Aslında, iyi yazma bir hedeftir; yapabildiğimiz kadarıyla güzel yazma bu hedef için bir araçtır. Yani oluşturduğumuz her güzel yazılı anlatım, bir sonraki çalışmamız için temel oluşturur, böylece yazı yazma alanındaki becerimiz zaman içinde mükemmelliğe ulaşır. Güzel yazmayı başarmanın yolları, dil bakımından iyi düzenlenmiş çeşitli kompozisyon kitaplarında ele alınmıştır. Bunlardan birincisi, öğrencinin ilgi ve kabiliyet alanı içindeki konular üzerinde yazılan kompozisyonların incelenmesidir. Kompozisyon kitaplarında değişik konularda yazılmış böyle metinleri dikkatle okumak yoluyla, Özel bir konunun seçimi, Konuyu açıklama ve yorumlamada kullanılan analiz tipi, Ana temayla ilişkili bütün metnin çeşitli ögelerinin düzeni, Özel anlatım biçiminin kullanımı altında yatan ilkeleri keşfetmek mümkündür. Biyografi, deneme, sohbet, makale, fıkra ve hikâye gibi değişik türde oluşturulmuş kompozisyonların nasıl düzenlendiklerini görmek için incelenebilirler. Bu inceleme süreci öğrencilerin yazma sanatındaki bilgisini ve becerilerini geliştirir. İyi bir yazar olmanın ikinci yolu da incelemeyi kapsar, fakat buradaki inceleme, bir insanın kendi kompozisyonunda planlamada ortaya çıkan bir aşamadır. İnceleme, bir yazarın sunmayı amaçladığı bütün temayı oluşturan parçaları kararlaştırma ve ögelerin ilişkilendirilmesi sürecidir. Kompozisyon oluşturma[1], yazı yazmada acemi olanlar için oldukça zor bir iştir. Başka bir yazarın çalışmasını inceleme sırasında, yazmaya yeni başlayan bir yazar zaten önceden düzenlenmiş bir kompozisyon üzerinde çalışır. Makul bir miktardaki uygulama, önceden düzenlenmiş bir kompozisyonun amacını, ana düşüncesini, ana düşünceyi geliştirme yöntemini, düşünce örgüsünü ve anlatım biçimini yeni başlayan bir yazara keşfettirir. Yeni başlayan yazar, kendi seçtiği bir konu üzerindeki düşüncelerini düzenleyerek oluşturduğu kompozisyonlarla bütün bu yoldaki engelleri aşar. Bir konu öğretmen tarafından belirlenmedikçe, yazmaya yeni başlayan öğrenci “Ne hakkında yazmalıyım?”, “Kompozisyonum ne uzunlukta olmalı?”, “Ne söylemeyi amaçlıyorum?” gibi ön hazırlık sorularıyla işe başlamalıdır. Bundan sonra, o, bir çeşit taslak oluşturmalıdır. Yazmaya başlayan öğrenci, amacını veya ana düşüncesini oluşturmak için en kesin ve en canlı kelimeleri seçme ve cümlelerini mantıkî bir düzen içine sokma işinin zorluğuna sahiptir. Bu zorluk ancak zaman içerisinde sınama yanılmalarla aşılabilir. Yeter ki yazma yolunda sabırlı ve kararlı bir tutum sergilenebilsin. Mehrali Calp
Tanzimat edebiyatı içerisinde iki farklı çizgide hareket eden bir dönem olmuştur. Tanzimat edebiyatını en iyi tanımlayan ifade "Yenileşmenin ve batılılaşmanın edebiyatı" şeklindedir. Tanzimat döneminin ilk nesli olan Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi gibi değerli edebiyatçılar çok geniş bir aydın grubu yetiştirmişlerdir. Bu edebiyatçılar özellikle Şinasi'nin Tasvir-i Efkar gazetesi ile başlattığı halkçı dil hareketini benimseyerek Türkçenin gelişmesi ve uyanmasında önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Yine bu dönemde yeniliklerin öncüsü olan Şinasi eski şiir geleneğinin içerisine yeni kavramlar getirerek şiirde yenileşmenin öncüsü olmuştur. Namık Kemal ise yazdığı her eserle büyük yankılar uyandırıp geniş kitlelere ulaşmış ve devrinin sesi en çok çıkan dava adamlarından birisi olmuştur. Ziya Paşa da biçim olarak eski şiiri kullanmasına rağmen içerik olarak yeni kavramlar kullanmış ve halk dilinin yazı dili olması konusunda önemli çabalar göstererek devrinin diğer aydınlarına katılmıştır. Bu iyi niyetli çalışmalara rağmen 5 asırlık bir geçmişi bulunan ve Türklerin zirveye ulaşmış edebiyatı olan divan edebiyatının etkileri dönemin şahsiyetlerinde açıkça hissedilmektedir. Yenileşme adına bir başlangıç ifade eden Tanzimat'ın ilk dönem edebiyatçıları "halk için, adalet için, vatan için, millet için sanat " anlayışı ile eserler vücuda getirmişlerdir. Tanzimat'ın ikinci neslinin sanatçıları, ülkede ayrılıkçı hareketler vb. sebeplerle otoritenin daha katı olması sebebiyle birinci nesil gibi özgürlük, adalet vb. konulardan uzak durarak daha çok şahsi konulara yönelmişler ve halk için sanat görüşü yerini sanat için sanat görüşüne bırakmıştır. Tanzimat edebiyatı da yeni bir edebiyat olması sebebiyle divan edebiyatını benimseyenlerle büyük bir mücadele içinde olmuştur. Tanzimat edebiyatı ile bu topraklara giren roman, hikaye, tiyatro vb. türler halk tarafından çabuk benimsenmiş ve geniş kitlelerin ilgisini çekmiştir.
iyilik ile ilgili kompozisyon, iyilik ile ilgili kompozisyon örnekleri, iyilik ile ilgili kompozisyon nasıl yazılır, 2021 iyilik ile ilgili kompozisyon, 2021 iyilik ile ilgili kompozisyon örnekleri, iyilik ile ilgili kısa kompozisyonlar, iyilik ile ilgili kompozisyon ödevleri, iyilik ile ilgili kısa kompozisyon örnekler İyi kavramı çoğunlukla olası eylemler arasında bir seçim yapılması durumunda tercih edilmesi gereken davranışı ifade eder. İyilik genellikle kötülüğün tersi olarak kabul edilir ve ahlak, etik, din ve felsefe konuları tarafından incelenir ve ayrı şekillerde tanımlarnır. Bizde size iyilik ile ilgili kompozisyonlar hazırladık. İyilik ile ilgili kompozisyon örnekleri nelerdir, iyilik ile ilgili nasıl kompozisyon yazılır? İyilik; çok değerli bir şeydir. Bizler iyilik sayesinde yaşamımızı iyi ve güzel bir şekilde sürdürebiliyoruz. Örneğin eğer iyilik diye bir şey olmasaydı; ne dostluk, sevgi, saygı ve paylaşımcılık olurdu. Ne de hayattan zevk almak diye bir şey olurdu. Bu nedenle iyiliğin bizlerin hayatındaki önemini bilmeli ve herkese iyi davranmalıyız. İyiliğin olduğu yerde; merhamet, şefkat, sevgi, saygı, mutluluk, sevinç ve huzur bulunur. İyilikte asla cimrilik bulunmaz. Bunun tam tersine cömertlik bulunur. İnsanlar birbirlerine; hem iyi davranır, hem de birçok konuda yardım eder. İyilik; o kadar güzel bir şeydir ki; iyilik olmazsa bu dünyada yaşamanın bir anlamı kalmaz. Bu yüzden iyiliğin ne kadar önemli bir şey olduğunu unutmamalıyız. İyilik herkes için çok önemlidir. Bu nedenle iyiliğin değerini bilmeli ve çevremizdeki herkese iyilik yapmalıyız. Yardıma ihtiyaç duyanlara yardım etmeli, büyüklerimizi sevip saymalı ve küçüklerimizi de sevmeli ve korumalıyız. Çünkü iyilik çok güzel bir şeydir. İyilik İle İlgili Kompozisyon Örnekleri 2 İnsanlar, yaratıldıklarının ilk gününden itibaren birlik beraberlik içinde yaşamış, birbirinden uzak durmamış ve sürekli bir iletişim halinde olmuşlardır. Bu iletişim esnasında birbirine kötü davranışlar sergileyenler de birbirine çok iyi davrananlar da olmuştur. Ama ne olursa olsun, tüm insanlar başkasına ihtiyaç duymuş, başka insanların da yardımına muhtaç olmuştur. İnsanların yalnız başına yaşaması mümkün değildir. Yalnız yaşamaya mahkum alanlar ise çeşitli sorunlarla başbaşa kalmışlardır. İyilik yapmak, insan ruhunu güzelleştiren, iyilik yapanı mutlu eden bir davranıştır. İyilik, hele de karşılıksız yapıldıysa gerçekten büyük bir erdemdir. Bizim gelenek göreneklerimizde de dini inancımızda da iyiliğin önemi büyüktür. Dinimiz, iyilik yapmayı emreder, ailelerimiz de bizleri bu yönde yetiştirmek için çok uğraşırlar. Yaptığımız iyiliklerin insanlara büyük faydası dokunabilir. Bazen bize küçük bir iyilikmiş gibi görünür ama etkileri çok büyüktür. Yaşlı bir amcanın yükünü taşımak, hamile bir bayana otobüste yer vermek, engelli bir insana yardım etmek, bir çocuğu sevmek, birine bir şey öğretmek, iki küskün kişiyi barıştırmak, aç birinin karnını doyurmak, susuz bir hayvana su vermek, fidan dikmek gibi her eylem iyilik kapsamına girer. Günlük yaşantımızda bile her gün yüzlerce iyilik yapabiliriz. İnsanlara gülümsemek, onların gönlünü hoş etmek bile birer iyiliktir aslında. Diğer kompozisyon örneklerimize buradan ulaşabilirsiniz; Sporun Faydaları İle İlgili Kompozisyon Örnekleri Okumanın Yararları Kompozisyon Örnekleri Kitabın Faydaları İle İlgili Kompozisyon Örnekleri Anne Sevgisi Kompozisyon Örnekleri Çanakkale Savaşı Kompozisyon Örnekleri
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir. Atatürk, 23 Nisan 1921’de Milli Bayram olarak kutlanmasına karar verilen 23 Nisan Bayramını, 23 Nisan 1929 tarihinde çocuklara armağan etti. Böylece 23 Nisan ilk defa, 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak kutlandı. Bugüne özel birçok 23 Nisan kompozisyon örnekleri yazıldı, günün anlam ve önemi vurgulandı. 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Örneği 1 Neden her 23 Nisan bir öncekinden daha sevinçli ve daha coşkulu geçer? Her seferinde neden artar bu coşku? 23 Nisan 1920’de TBMM açılmıştır. TBMM’nin açılmasıyla milletin inancı artmış, ülke için daha fazla mücadele etmiştir. Bu mücadele sadece Türk halkına değil tüm milletlere toprağını korumak için yol göstermiştir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk bu şerefli günü tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir. Atatürk, çocukların bizim geleceğimiz olduğunu düşünmüştür. Bu sebeple bu bayrama Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını vermiştir. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkenin her yerinde sevinçle ve heyecanla kutlanır. Bu özel günde meydanlar, sokaklar, okullar hatta evler süslenir. Çocuklar şiirler okuyup, gösteriler yapar. Tekrar ve tekrar günün anlam ve önemi hatırlatılır. Farklı ülkelerden çocukların da katıldığı farklı etkinlikler, yarışmalar düzenlenir. 23 Nisan doyasıya kutlanır. Bütün çocukların kalplerinde heyecan ve yüzlerinde kocaman bir gülümseme olur. Bugün aynı zamanda barışın, kardeşliğin, huzurun günüdür. Bütün çocuklar barışı sembolize eder. Atatürk bu yüzden 23 Nisanı bütün dünya çocuklarına armağan etmiştir. Bugün çocukların günü, bugün barışın günüdür. Şimdi size sorunuzun cevabını verebilirim. 23 Nisanlar kutlanmaya devam ettikçe ülkemizde ve dünyada huzur ve barış sürecektir. İşte tam bu yüzden her 23 Nisan her seferinde daha coşkulu kutlanmaktadır. 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Her çocuğun hayalleri vardır. Ben de 23 Nisanlarda hayal kurarım hep. Tüm dünya çocuklarının el ele olduğu resimler görürüm. Hiçbir ayrım olmadan her çocuğun eşit haklara sahip, mutlu olduğu bir dünyanın düşlerine dalarım. Bir çocuğun gözünden bu gezegen öyle güzeldir ki! Savaşların olmadığı insanların birbiriyle iyi geçindiği, herkesin mutlu olduğu bir dünyanın hayalini yalnızca çocuklar kurabilir. Bu taze zihinler pırıl pırıldır, rengarenk ve sonsuzdur. Atatürk, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili “Türk milletinin geleceği bugünkü çocukların doğru görüşü ve yorulmak bilmeyen çalışma azmi ile büyük ve parlak olacaktır.” demiştir. Bu ülkenin istikbalinin biz çocuklara emanet olduğunun bilincinde olarak çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız ki kurduğumuz düşler yalnızca imkansız hayaller olarak kalmasın, gerçeğe dönüşsün. Büyük başarılara imza atmalıyız ki, bizden sonraki nesillere örnek olabilelim, daha da iyisini yapmaya yöneltelim. Çocuk yaşımızdan itibaren kendimizi sanat ve bilim dallarında geliştirmeye başlamalıyız ki, büyüdüğümüzde bilgili ve yetenekli insanlar olalım ve ülkemizin gelişimine yardımcı olalım. Atamızın bizlere olan güveninin karşılığını en güzel şekilde verelim. 23 Nisan Hakkında Kompozisyon Tarihimizde önemli bir yer kaplayan kurtuluş savaşının en zor zamanlarında açılan TBMM, yurdumuzda büyük bir sevinç ile karşılandı. Ulu Önder Atatürk, bu önemli ve mutlu günü bugünün küçükleri yarının büyükleri olan biz çocuklara armağan etmiştir. Bu tarihten itibaren her sene 23 Nisan günü öncelikle biz çocuklar tarafından olmak üzere, tüm yurtta sevinç ve coşku ile kutlanıyor. Yıllardan bu yana tüm çocukların kutladığı bu bayram yalnızca Türklerin değil bütün dünya çocuklarının coşku ve sevinç ile kutladığı bir gün olmuştur. Her yıl 23 Nisan günü, bütün milletlerden çocukların katılımıyla sevgi bahçesini anımsatan bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Bu anlamlı günde bütün çocukların kalplerinin aynı gün, ve aynı sevinç ile heyecan içinde atması, biz Türk Milleti için büyük bir gurur ve kıvanç kaynağıdır. 23 Nisan Dünya Çocuk Bayramının insanlara ilettiği barış mesajı, belkide insanlık tarihinde verilmiş mesajların en önemlisidir. Her milletten çocukların bir araya gelmeleri kültür alışverişinde bulunup, sevgi ile birbirlerine bağlanmaları,kalplerine barış tohumları serpilmesi ve kalplerinde filizlenen barış tohumlarının yaşamları boyunca dünya barışına katkıda bulunması 23 Nisan’ı ifade eden en önemli mesajdır. Bu sayede Atatürk’ün övünç hissi ile söylediği “Bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.” sözü bugünün küçük çocuklarının, yarının dünyasının barış içinde yaşamasına katkıda bulunuyor. Büyük Önderimiz Atatürk, en büyük, en önemli tarihlerden biri olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını ilelebet yaşatma ve devam ettirme görevini Türk ulusunun çocuklarına vermiştir. Bizler Türk çocukları olarak, her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşku ve heyecan ile kutlamalıyız. Atamızı ve kurtuluş mücadelesi verip bize bu vatanı bırakan herkesi saygı ile anmalıyız. 23 Nisan ile İlgili Yazı Özgürlük, bağımsızlık, egemenlik… İnsanoğlu var olduğundan bu yana bu üç kelime için savaşmıştır. Çünkü kendini ve sevdiklerini korumanın tek yolu özgür olabilmekti. Huzurla yaşayabilmek için bağımsızlık gerekiyordu. Özgürlük ve bağımsızlığın devamı da egemenlik demekti. Türk Milleti’nin kaderi 1881 yılında yeniden yazılmaya başladı. Bu verimli topraklar ve çalışkan Türk insanları üzerinde hakimiyet kurabilmek için tüm güçlü dünya devletleri durmadan saldırıyordu. Bu güzelim vatanı parçalamak istiyorlardı. Ta ki 1881’de doğan güneş yükselerek, parlak ışıklarıyla bu zalim ve kötü emelleri parçalayana dek. Elbette Mustafa Kemal Atatürk demekti. Türk’ün en parlak güneşi. Vatanı uğruna milleti ile birlikte savaşan bu yüce insan, hak ettiğimiz bağımsızlığı 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açarak bize armağan etti. Bu meclisin ilk cümlesine de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” dedi, yazdırdı ve uygulattı. Mustafa Kemal, ülkesine egemenliği armağan ederken de çocukları her şeyin üstünde tutmuştur. Onun çocuk sevgisi öyle büyüktü ki, tüm sevdiklerine hangi yaşta olursa olsun “Çocuk” diye seslenirdi. Çocukları saatlerce dinler, onlarla zaman geçirmekten büyük keyif alırdı. “Ülkemin geleceğidir çocuklar” diyen Mustafa Kemal, 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmiştir. Öyle güzel bir armağan ki bu, sadece Türk çocuklarının değil, tüm dünya çocuklarının sevinçle kutladığı bir gün artık. 23 Nisan çocuğu olmanın gururuyla Atam’ı saygıyla anıyorum. Onun açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu çocuğum diyene! 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Kısa Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının zaferlerle kutladığı gündür bugün. 23 Nisan 1920’de açılan TBMM, egemenliğin kayıtsız şartsız milletine ait olduğunu kabul etmiştir. Milli mücadele ve zaferlerin kutlandığı gündür. Cumhuriyet’in kurulduğu egemenliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, özel günlerin en güzeli 23 Nisan biz çocukların bayramıdır. Atatürk; “Türk çocuğu geçmişini bildikçe daha güzel, daha büyük işler yapmak için kendine kuvvet bulacaktır.” diyerek biz çocukları yarınlara, başarıya ulaşmamız için yol göstermiştir. Bizleri unutmayan Ata’mıza, bugünün küçükleri yarının büyükleri olarak çalışkan, başarılı, sevgi dolu, barış içerisinde yaşayan bireyler olarak yani Ata’mızın izinde yürüyerek teşekkür etmeliyiz. Vatan borcunu unutma! Gazi Mustafa Kemal’e, silah arkadaşlarına, şehitlerimize minnet borcumuzu unutma! Onların kurduğu Cumhuriyet’e sahip çıkarak ülkene, milletine yararlı olmak senin vazifendir. Biz çocukları unutmayan güzel Atam; saygı, sevgi ve özlem ile bütün teşekkürler, bütün güzellikler sanadır. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Örneği 23 Nisan, Ata’mın çocuklarına armağan ettiği gündür… 23 Nisan , hiçbir zaman boyun eğmeyen Türk halkının özgürlüğünü aldığı gündür…Dünyanın ve Türkiye’nin unutmayacağı lider Atatürk, en büyük bayramı, Egemenlik Bayramı’nı çocuklara adamıştır. Dünyada böyle bir çocuk sevgisini gören, başka bir ülke olmamıştı. Tüm çocuklar içindi bu bayram, herkes sevinsin diyeydi… Biz özgürdük, daha güçlüydük artık… Türk halkını ne durdururdu? Türk çocuğunu ne durdururdu? Ata’sının emaneti olan vatanını kim korumaz ki? Bunu biliyordu, emindi. Biz, onun ilkelerini bırakmayacağız. Açtığı yol asla kapanmayacak. Işığa ilerleyiş sürecek, medeni bir ülke olacak Türkiye… Çalışkan olduk, küçüklerimizi koruduk, büyüklerimizi saydık, vatanımız için canımızı vermeye hazırız her zaman. Onu anlamak için Nutuk’unu okuduk, geçliğe, bize hitabetini ezberledik, andımızı ezberledik. Bize bir görev vermişti, biz Türk çocukları, kanımızın son damlasına kadar her görevi yapmaya hazırız. Geleceğin mimarları olan bizler, “küçük hanımlar” ve “küçük beyler”, ülkenin geleceğini çocuklara, çocuklarına emanet edebilen bir liderin evlatlarıyız… Atam unutulmayacak asla, biz unutmayacağız onu. Niye mi? Vatanı zekasıyla kurtardı, halkı hür hale getirdi, çok partili hayata geçildi, herkes fikrini belirtti, meclis kuruldu, halkın seçtikleri halkın düşüncesini savundu, savaştan yeni çıkan yorgun Türkiye toplandı, sanayi geliştirildi, medeniyet topraklarımıza yayıldı… Emeklerinin sonuçlarını çocuklara devretti, kimseye değil sadece çocuklara… Dünyada başka ülke yoktur, çocuklara bir geleceğin emanet edildiği… Bu yüzden O unutulmayacak, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında yine anacağız kahramanı, kurucuyu, kurtarıcıyı anacağız yine… 23 Nisan ile İlgili Kompozisyon Uzun Hep mühürlü kitaplarda saklıdır gerçekler. Sayfalarındaki tozu yutanı koyarlar tekrar kabuğunun içine. Tutkunudur doğanlar. Egemenlik mesela. Çocukluktan başlar egemenlik. İşte o zaman egemenliğini ilan edersin. Açarsın mühürlü kitapları, uçarsın dünya ufku üstüne, neyi uygun bulursan kendince, kendine onu katarsın. Geç kalırsan başkalarının diş izlerini görürsün elmanda. Koparıp alırlar bir parçasını. O kargaşa içinde ısırsan ne mutlu sana. Yoksa sen misin yutan, yutan kim? Ayıramazsın. Acele edip sahip çıkmalısın elmana. Bir kere kaptırdın mı bir daha geri alamazsın. Egemenlik, devasız çırpınışlara benzer. Kanatlarını kanatmadan elde edemezsin onu. Korkarsın, kanasa bile başaramazsam diye. Güçlü olmak da güç ister. Gücün ne zaman tadını çıkarır insan? Güçlükle elde ettiğinde değil mi? Oysa bizlerin yani Türk gençlerinin avucuna konmuş egemenlik. Daha doğrusu kondurmuş o büyük önder. Korkma demiş, egemenlik sizlerin ellerinde demiş ama bizler hep avucumuzda bir nar, bir kor taşıyormuşuz gibi ürkek haykırıyoruz büyük alevlerle. Bu kadar mı zor, hazır sunulan bir şeyi taşımak? Bu kadar mı kamburlaştık, koptu belimizin yayı, yüzümüz asfaltta? Oysaki güneşe bak, dön yüzünü Ege’nin dağlarına, essin rüzgar, çek bir nefes özgürlüğün tadından. Bak peşinden koşuyor Saat Kulesi’nin yelkovanı, tut zamanı, sen düş peşine. Kaçan o olsun. Bizler kar tanesiyiz Türk genci, kara asfaltta ışıldar rengimiz. Bir araya gelince düşmanı döker denize nefesimiz. Çığa dönüşmemizden ürker dünya. Ege’de çığ da nesiymiş demeyiniz! Bizler Türk gençleriyiz, deli akar kanımız, sonunu düşünmeden hareket ederiz. Kimi zaman ya da önemsemez görünürüz zaman zaman. Ama karanlığı ağartan sözlerle, tutsak eden silahların kurşununu durdururuz. Torunlarıyız Hasan Tahsin’in. Sonu olmayan geçitlerden gün ışığına çıkmayı öğrendik biz. Egemenliği bize emanet eden önderimizin izindeyiz. Hani demiştim ya çocukken başlar egemenlik, bu vatanda doğulur onun içine, havasında suyundadır, denizindeki tuzundadır egemenlik. Onu özümseyerek büyür çocuklar masumca, fedakarca… Tanrının dünyada rastlantıyla buluşmuş çocukları yaşar burada. Birbirlerini bulamayacak olsalar da bu saklambaçta. Çünkü kimi zaman ebenin gözleri bağlanır kimilerince ve bu oyunların çarpışmasıyla büyüyen çocuklar bize geleceği gösteren lideri göremeyecekler sadece bilecekler, yüreklerinde yaşatacaklar onu kendilerince. Sözleri çınlayacak kulaklarında, gözleri ışıldayacak ufuklarında. Unutmayacaklar gerçek güç halkın gücüdür. Bu halk gerçek efendisi olasıya kadar bu yurdun, her genç bu görevle yükümlüdür. Bunu asla unutmayacaklar. Beyinlerine kazılmıştır çünkü “Egemenlik kayıtsız Şartsız milletindir, “diye.
felsefe ile ilgili kompozisyon yazısı